Vallaha bırakmaz Üye Ol

Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi

LÜTFEN GİRİŞ TIKLA VEYA ÜYE OLMAK İSTİYORUM TIKLA.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Gönderen Konu: Annenin Sardığı Yaprak Dolmasını Tadını Hatırlıyor musun?  (Okunma sayısı 530 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

tevye

  • Formkolik Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 382


Annenin sardığı yaprak dolmasının tadını hatırlıyor musun? Ya babanın soğuk kış günlerinde her birini küçük çakı bıçağıyla, özenle çizerek sobanın üzerinde kızarttığı kestaneleri, tek tek elleriyle soyup size yedirdiğini? O zaman, siz daha çok yiyebilesiniz diye, annenle babanın o kestanelerden ne kadar az yediğini hiç fark etmemiştin değil mi?

Sen ilk adımını attığın zamanı bilmezsin. Annenin gözlerinden iki damla yaş dökülürken, babanın ardı ardına sıraladığın minik adımların sonuncusunda, tam yere düşmek üzereyken seni yakalayıp, sevgiyle göğsüne bastırmasını. İlkokula başlarken siyah önlüğünü giydirip, bembeyaz yakalığını kolalayarak seni okula götürmelerini hiç hatırlamazsın. O gün seni ilk öğretmenine emanet edip, okulun kapısından kaygı dolu bakışlarla içeri gönderdiler. Sonra, ikisinden biri bir tek söz etse, ikisi de sokak ortasında ağlayacakları için, hiç konuşmadan ve bir kanadı kırık kuşlar gibi birbirlerine yaslanarak eve döndüler.

Annenin birinci sınıf boyunca, okul kapısından çıkar çıkmaz, kapıda bekleşen bir sürü annenin arasında, her zaman taktığı çiçekli eşarbıyla, öbür çocukların arasından seni görebilmek için ayaklarının üstünde yükselen görünüşünü hatırladın mı? O zaman annenin, neden hep aynı eşarbı taktığı hiç aklına gelmedi. Ya da babanın üzerinde, büyüdüğün bütün o yıllar boyunca, giydiği o bir tek, gri kırçıllı paltosundan başka bir palto gördün mü? Şimdi ne zaman baban gözünün önüne gelse, üzerinde o kırçıllı paltosu. Yoktu ki başka paltosu; ama sen bunu bilmiyordun.

Kavga etmiştin. Daha doğrusu küçücük bedeninle, seni dövmek üzere yolunu bekleyen, üst sınıftan iri yarı birkaç çocuğa karşı umutsuzca direnmiştin. Dizlerine kadar yediğin tekmelerin morlukları, o küçük bacaklarında sıra sıraydı. Sen bunu, küçük aklınla gurur meselesi yapıp onlara söylemedin. Ama ancak banyo gününe kadar saklayabildin çürüklerini. Annenin, banyoya sokmak için seni soyduğunda, bacaklarındaki o morlukları görünce yüzünün aldığı halin fotoğrafı, beyninin gizli bir köşesinde duruyor mudur?

O iki insanın, üç çocuğu da aynı anda okuturken neler yaşadığını biliyor musun? Bilmiyorsun, çünkü size hiç belli etmediler. Annen pazara neden hep hava kararırken giderdi, farkında mıydın? Ah, çocuğum, hiçbir şeyden haberin yoktu ki! Dünya senin için bir oyun bahçesiydi. Senin için yaratılmıştı dünyanın bütün topaçları, Teksas’lar, Tommiks’ler. Karaoğlan Fatih’in değil, senin fedaindi; ya da sen, -Atıl Kurt, diyerek, yalın kılıç elli kişinin arasında dalan Tarkan’dın. Bütün yazların neşesi senindi. İki de bir taşlara vurup ucunun derisini yüzdürdüğün için babanı kara kara düşündüren ayakkabılar, annenin onların yüzünden dikiş iğnesini elinden bırakmadığı, onunla bununla çekişirken yırtılan kazaklar, pastanede gönlünün düştüğü kızla yediğin sütlaç, yazlık sinemalar, çamurlu top sahaları, terleyince yüzüne çarptığın sular, hepsi senin içindi. Annenin Pazar dağılırken utana sıkıla, satıcıların elinde kalan sebzeleri, meyveleri üç kuruş aşağı almak için yaptığı pazarlıklardan sonra, özenerek pişirdiği yemeği;-Ben bunu yemem, diye masanın ortasına doğru ittiğin zaman, nasıl üzüldüğünü nereden bilecektin?


Yıllar geçti. Yıllar geçerken sen büyüdün, onlar yaşlandı. Sen bir yola çıkıyordun, ama onlar dönüş oluna girmişlerdi bile. Sonradan babana yeni palto, annene renkli renkli ipek eşarplar aldın. Sen ne yaparsan yapmış ol; onlar seni hep bağırlarına bastılar. Hep aynı sevecen gözlerle baktılar gözlerinin içine. Sen de büyüdükçe,  bütün dünyanın senin için yaratılmadığını anladın bu arada. Ama, dünya bunu öğretirken, seni de hırpaladı biraz.

Ama her zaman bildin ki, sevgilerini sana her zaman koşulsuz sunan, her düştüğünde elinden tutup kaldıran, her ağladığında seni göğüslerine bastıran, sadece o iki kişiydi.

Sen baba olmadan önce yitirdin ikisini de. Ah anam dedin, ah babam dedin. İçini kavuran acı dayanılmaz oldu. Yüreğini matkapla oydular. Yanağını mezar taşlarına dayadın, belki annenin sıcak yanağına değeceğini sanarak; kürek kürek toprakla yapılan o küçük tümseğe, babana sarılırmış gibi kapandın. Ama yine de anlamadın sen onları. Ah, çocuğum, ne yazık, yine de hiç anlamadın.

Sonra bir gün, sen de baba oldun. O minik eller avucunun içinde kaybolunca, yüreğinin derinliklerinde yavruna karşı aynı merhameti duydun . Kaderinin, bundan böyle onun kaderi ile birleştiğini, tam o anda anladın. Aynı heyecanla çarptı kalbin, ilk ateşlendiğinde. Battaniyelere sarıp, bütün trafik kurallarını hiçe sayıp, hastaneye koşturdun. Aynı onların kokladığı gibi kokladın o küçük bedeninin sütlü kokularını. Boş vermişliğinden, savrukluğundan, elinde para tutamazlık huyundan aynı şekilde sıyrıldın, başını önüne alıp düşününce. Kenara onun için, paralar koymaya çalıştın. Sen büyürken anaokulu yoktu. Sen, onun okul heyecanına,  zamanında senin okula gittiğin yaşlardan, daha erken yaşlarında ortak oldun. Onu, arkadaşlarının arasından kaygılı gözlerle size bakar halde bıraktıktan sonra, sen de  karına yaslanarak yürüdün, dönüş yolunu. Yirmi Üç Nisan’da kırmızı papyon kravatıyla şiirini okurken, zamanında babanın gözünden akan yaşla, şimdi senin gözünden akan yaş aynı pınardan geliyordu.

Ahhh, çocuk! Sonunda anladın. Nihayet sonunda anlayabildin.

Serdar Hakyemezoğlu

15 Ocak 2011
Kayıtlı
Karanlığa küfredeceğine, sen de bir mum yak!

tekbir

  • Yönetim Kurulu ve Modlar Bölümü
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3023

Tevye bey bizi aldın taaa nerdeyse yarım asır öncesine götürdün  teşekkür ederim.
Babamızın kendisine almayıp bizlere aldığı bayramlıkları bir kaç gün önceden giymeyip yatağımızın yanına koyup hatta ayakkabımızı yastığımızın yanına koyup uyuduklarımızı nasıl unuturuz.Sabahlar bir türlü olmazdı.Yeni elbiseleri giyip ellerini öper harçlıklarımızı alırdık.
Mahallede arkadaşlarla şeker toplamaya başlardık  maşallah kapısını çaldığımız evin vay haline rahat 10-15 çocuk olurduk.Ama hepimizede şeker verirler bizlerde ellerini öperdik çok sevinilerdi.
Okula giderken o harçlığı  BİZE OĞLUM BEN OKUYAMADIM SEN OKU diyerek yapmış olduğu fedakarlığı unutmak ne mümkün.

Şu kesinlikle unutmayınız  eşiniz dünyanın en ünlü aşçısıda olsa annemizin  yaptığı yemeklerin yerini tutmaz.
İnsan babasın annesinin değerini daha çok  kaybettikten sonra anlıyor.
Ben şahsen baba olduktan sonra babamın ne kadar değerli bir insan olduğunu daha iyi anladım.
Kayıtlı

roadstar

  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 2353

Ahhahh nerede o eski günler hatırlanmazmı  tevye geriye dönük hatıralara daldırdın teşekkürler...

Aynurrr

  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 2462

Serdar Bey Ne Güzel Bir Yazı Aklıma 2 Katlı Sobalı Evimiz Geldi Cok Neşeli Cok Sıcaktı Ozaman Annecigim Saglıklı Bir Kadın 6 Çocuguna Babasız Baktıgı Günler Kestaneyi Sobanın Üstünde Pişirir Sonra Cocuklar Arasında Pay Ederdi E tabi Birde Babanemiz Vardı Kestaneden Payını Alan    :)
Kayıtlı
Hani fani bu hayat ümit bağlayamam, olmadı diye oturup ağlayamam; gönlü geniş olan sükutu öğrensin!

adminbozkurt

  • Vefalı Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 1533
Annenin Sardığı Yaprak Dolmasını Tadını Hatırlıyor musun?
« Yanıtla #4 : 02 Ağustos 2011, 20:27:42 »

Ömrü hayatımda annemi sadece 25 dakika görebildim eve yanlış okumadınız annemi tanıdığımda 22 yaşında bir delikanlıydım nerde yaprak sarması üstadım, 1 kaşık çorba yapmasına razıydım ama hayat ve kader böyleymiş...
Kayıtlı
♥...Mezarlıklar vazgeçilmez İnsanlarla doludur.Benim için hiç kimse vazgeçilmez değildir,Benim Tek vazgeçemeyeceğim,VATANIMDIR..!! ♥




0546 232 77 77

muhsine

  • Super Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 734
Annenin Sardığı Yaprak Dolmasını Tadını Hatırlıyor musun?
« Yanıtla #5 : 04 Ağustos 2011, 16:20:41 »

süper bir yazı beni aldı çocukluğuma götürdü ne güzel günlerdi .
(anneme ALLAH uzun ömür versin Yaprak dolmasını çok güzel yapar.)
Kayıtlı
Rüzgara yağmura güneşe aya ve bana yaşadığımı hatırlatan her şeye şükürler olsun

GoogleTagged - Etiketler

 

Benzer Konularımız

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
35 Yanıt
6657 Gösterim
Son İleti 06 Mayıs 2012, 03:03:12
Gönderen: ecrinay
0 Yanıt
128 Gösterim
Son İleti 18 Temmuz 2009, 19:27:18
Gönderen: Sinem
17 Yanıt
1415 Gösterim
Son İleti 02 Eylül 2009, 15:34:51
Gönderen: ***CEREN***
20 Yanıt
605 Gösterim
Son İleti 23 Haziran 2010, 18:15:18
Gönderen: tekbir
1 Yanıt
387 Gösterim
Son İleti 24 Nisan 2010, 14:54:12
Gönderen: efsunkar
5 Yanıt
1754 Gösterim
Son İleti 14 Ekim 2010, 15:13:56
Gönderen: ***CEREN***
0 Yanıt
303 Gösterim
Son İleti 16 Haziran 2010, 21:33:23
Gönderen: hakanvehayat
1 Yanıt
348 Gösterim
Son İleti 27 Ağustos 2010, 23:09:28
Gönderen: ^Türkan^
3 Yanıt
183 Gösterim
Son İleti 29 Aralık 2010, 01:22:27
Gönderen: Aynurrr
2 Yanıt
109 Gösterim
Son İleti 29 Ocak 2012, 19:38:53
Gönderen: şükran