Merhaba değerli üyeler,
Geçtiğimiz hafta Kocaeli'ndeki bir yerel gazetede "il koordinasyon kurulu toplantısında, diş hekimi Sevil Çağlar, zihinsel özürlü kadınların kısırlaştırılaması için öneri verdi. Kurulun iki bayan üyesi de onu destekledi. Toplantıdaki bayan Av. Sepil Özok' un da "medeni kanunda zihinsel engellilerin evlenmelerine izin verilirken ksırlaştırılmalarına izin verilmemesi çelişkidir" dediği yazıldı. Aynı gazete haberi Sabah gazetesine servis etti. Sabah gazetesinden de Türkiye'deki hemen hemen tüm ajanslar alarak üyelerine servis ettiler. Bir çok internet haber sitesinde ve forumlarda haber "Nazi ruhu İzmit'te hortladı" şeklinde haberler verdiler.
Bu haberin içindeki olayın aslını birebir bilen birisi olarak yazıyorum. Haberde adı geçen ve öneriyi yapan diş hekimi için değil ama rektör yardımcısı ve avukat olan diğer iki kadın için de trajikomik olan olayın gerçekleşmesini anlatayım;
Haberde adı geçen toplantıda Diş Hekimi Sevil Çağlar, söz alarak kendi mahallesinde geçen ve kendisinin şahit olduğu bir olayı söz konusu eder. Zihinsel engelli ve sokakta yaşayan bir kıza bir inşaatta, bir çok kişi tarafından tecavüz edilmiş ve kız hamile kalmış. Kendisi sadece diş hekimidir, hukuk kuralları hakkında bilgisi yoktur. Türk hukukunda böyle bir imkan var mıdır? diye sorar.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Sevim Gökalp, söz alır. Der ki; "konu çok hassas bri konudur. Aynı sorun dünya üzerinde bir çok ülkenin de gündemindedir. Ancak bu tür tartışmaların tıp boyutu bu tür toplantılarda değil, etik kurullarda tartışılmaktadır. Böyle bir konunun tartışma yeri burası değildir" der.
Vali bey ise, toplantıya katılan tek hukukçu olan Av. Serpil Özok'a, "bunun hukuki boyutu nedir" şeklinde bir soru yöneltir.
Bunun üzerine hukukçu üye Av. Serpil Özok söz alır. Tamamı tamamına şunları söyler; " Böyle bir uygulama evrensel hukuka ve insan haklarına aykırıdır. Ayrıca Türk Hukuk Mevzuatı'da bu türden bir uygulamaya izin vermez. Kaldı ki, Türk hukukunda zihinsel engelli bir kadının mahkeme kararıyla evlenmesine bile izin verilmektedir. Bir yandan mahkeme kararıyla evlendirilmesine bile izin verilen zihinsel engelliyi, bir taraftan kısırlaştıracaksınız? Bundan büyük çelişki olur mu?"
Şimdi siz bu sözlerden ne anlarsınız?
Bakın Kocaeli Demokrat gazetesi ve aynı zamanda Sabah gazetesi muhabiri olan arkadaşımız nasıl anlamış;
"Kurul üyeleri arasında yer alan kadın avukat Serpil Özok da, "Zihinsel engelli bir kızın evlilik yapmasına izin varken, kısırlaştırılması konusunda izin olmaması çelişkili bir durum" diye konuştu."
Haber hem Kocaeli Demokrat gazetesinde, hem de Sabah' ta bu cümle ile çıkar. Ortalık birbirine girer. Bu haber Kocaeli ilinde haklı olarak infial yaratır. Avukatın söyledikleriyle haberin içeriği tamamen birbirine zıttır. Bu haberi kaynak olarak kullanan gazeteler ve haber siteleri haberi aynı şekilde yayınlarlar. Küçük çapta bir medya infazı başlar.
Bu arada haberi yazan muhabir döne döne Av. Serpil Özok'u aramaktadır. Avukat ise bütün olanlardan habersizdir ve İzmit dışındadır. Muhabir avukattan özür diler. Haberi babasından kan aldırırken, hastanede telefonla gazeteye yazdırdığını söyler. Ayrıca haberi düzelttirmek için uğraştığını ifade eder.
Olay trajikomiktir. Ama bu trajik olaylar mahallesindeki olay yüzünden kadın duygusallığı içinde olan, hukuki bilgiden yoksun diş hekiminin sorduğu düşünce fakiri bir sorudan başlayıp, muhabirin gazeteye telefonla haber aktarması, haberin böyle çıkması ve vatandaşların da gazetelerin yorum bantlarına " Rezil kadınlar, asıl sizi kısırlaştırmalı, bu ne zihniyet, yuh olsun size v.b." türünden yorumlar yazarak, öneriye karşı çıkan söz konusu iki kadını çarmıha germelerine doğru ilerler.
Avukat Serpil Özok Kocaeli barosunda Çocuk Hakları ve Kadın Hakları komisyonları başkanıdır. Çocuk komisyonunda böyle salonlarda oturup toplantı yapmanın dışında çalışmalar yapılır. Bu avukat, bir çoğumuzun varlığından bile haberi olmayan, girmediğimiz, görmediğimiz sokaklarda, karanlık köşelerde tecavüze uğramış kimsesiz çocukları kurtarmak için polisle beraber gece gündüz çocuklara yardıma koşar. Çocuk mahkemelerinde çocukları ücretsiz savunur. Aynı zamanda Kırmızı Kocaeli gazetesinde'de köşe yazarıdır. Buradan link vermiyorum ama Google arama motorunda Kocaeli Gazetesi yazarsanız, yazarlar arşivinden yazılarını okuyabilirsiniz. Kendisi, meslek hayatı boyunca kadınlara,çocuklara ve engellilere olumlu ayrıcalık uygulanması için sivil toplum örgütlerinde çalışmıştır.
Maalesef muhabir de haberini düzeltemez. Yazdığı habere bakarsanız, insanlıktan biraz nasibini almış herkesin tüylerini diken diken eden kısırlaştırma önerisine Rektör Yardımcısı'da, Avukat'ta kadın oldukları halde destek vermişlerdir. Ayrıca yine aynı haberde kullanılan ifade "zihinsel engelli" bile değil, "engelli"dir. Yani habere bakarsanız, kolundan, bacağından, gözünden engelli kızlarında kısırlaştırılacağı çıkıyor ortaya. İşte size muhteşem bir habercilik(!!!) örneği daha.
Bence bu olayda diş hekiminin kurul öncesi kimseye danışmadan, konudan önceden kimseye bahsetmeden, kurulda pat diye böyle bir soruyu sorması tamamen bir hata. Oysa böyle bir önerinin ne anlama geldiğini, bir hukuçuya ya da benim gibi sıradan birine sorsaydı, "kafayı mı sıyırdınız, aman böyle bir öneriyi hiç bir yerde dile getirmeyin" yanıtını alabilirdi. Ama bunu yapmamış, tutmuş böyle bir öneri getirmiş. Bu tip konular, gerçekten erik kurullarda tartışılıyor olabilir. Bunu hiç birimiz bilemeyiz. Ama etik kurullar entellektüel düzeyde ne kadar tartışırsa tartışsın, zaten ne evrensel hukuk normları, ne de Türk Hukuku böyle bir uygulama yapmaya uygun değil. Avukatta bunu anlatıyor.
İşte böyle arkadaşlar, bazı haberler uzaktan bakınca başka, yakından bakınca başka türlü oluyor. Bu haber de bunun tipik bir örneği.
Ne dersiniz, önümüze aspirin gibi uzatılan her haberi, sorgulamadan yutalım mı?
Herkese sevgiler,
Bilgi için not; Sonradan bu yerel gazete 14/1272010'da kendi haberini yalanladı.
