Yüreğinde Engel Olmayanların Tek Adresi

LÜTFEN GİRİŞ TIKLA VEYA ÜYE OLMAK İSTİYORUM TIKLA.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  
  • CEVAP YAZ
  • YENİ KONU
  • HABER VER
  • OKUNMADI SAY
  • GÖNDER
  • YAZDIR
  • YENİ ANKET

Gönderen Konu: Üzüm Çekirdegi  (Okunma sayısı 3007 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

mediha

  • Kıdemli Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 298
  • Konu Sayısı: 47
Üzüm Çekirdegi
« : 04 Aralık 2007, 11:53:00 »


Üzüm Çekirdeği (Vitis vinifera); bioflavonoidlerin proanthocyanidin adlı benzersiz bir tipini içerir. Bu çok özel  bioflavonoid keşfedilen en kuvvetli doğal antioksidan' lardan biridir. Antioksidanlar en etkin anti-aging (yaşlanmayı geciktirme) gereçlerinden biridir Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Bu da üzüm çekirdeğinin önemini ortaya koymaktadır. Üzüm çekirdeği antioksidan olmasının yanı sıra bağ dokusunu güçlendirir. Cildi daha sıkı ve elastiki yapar. Yaşlılık lekelerinin tedavisinde yararlıdır. Daha az kırışıklığa neden olan kan damarlarının genişlemesi ve kasları rahatlatma konusunda etkilidir. Üzüm çekirdeği yüzde 90 PCO (Proanthocyandin) içermektedir. PCO ekstresi son derece geniş farmakolojik aktivite göstermektedir. Alerjilerin ve saman nezlesinin bitkisel tedavisinde geleneksel olarak kullanılmaktadır. Enzim dejenerasyonuna karşı immun hücrelerin korunmasında, immün sistem (bağışıklık sistemi) ve dolaşım fonksiyonlarını desteklemede ve uygun cilt hastalıklarında besin takviyesi olarak üzüm çekirdeği kullanılmaktadır.Üzüm çekirdeği ekstresi, artrit ve alerjiler gibi yaygın hastalıkların tedavisinde kullanılan bir anti-iltihapsaldır. Artrit durumunda serbest radikal hasarın, bu hastalığa eşlik eden eklem ağrısında ve şişmelerde payı vardır.  Üzüm çekirdeği ekstresi, hücre zarlarını güçlendirir ve hücreleri oksidatif hasardan korur.  Serbest radikaller hücre ve dokulara oksidatif zarar verirler. Serbest radikallerin neden olduğu zarar, en basit anlamda yaşlanma olarak tanımladığımız şeydir. Serbest radikallerden uygun şekilde korunmazsanız, çok daha hızlı yaşlanırsınız, eklemlerde bükülme zorluğu ve cilt sarkması da hızlanır. Serbest radikallerin zararı ayrıca, yaşlanmayla birlikte gelen artrit (mafsal-eklem iltihabı), alerji, dolaşım bozuklukları, şeker hastalığı, karaciğer sirozu, kalp hastalıkları, damar tıkanıklığı gibi dejeneratif hastalıklarda da rol oynar.
Üzüm çekirdeği, güçlü bir antioksidan ve serbest radikal temizleyicisidir. Serbest radikaller, normal hücrelere saldırabilen, onları harap eden ya da mutasyona uğratan dengesiz oksijen molekülleridir. Serbest radikal hasar, kansere eşlik eden bir çeşit hücre büyümesine yol açabilir. Bu anlamda üzüm çekirdeği iyi bir kanser savaşcısıdır. C vitamini kendi başına güçlü birantioksidandır fakat çalışmalar üzüm çekirdeği ekstresi gibi proanthocyanidinlerle birlikte çok daha etkili olabileceğini öne sürer. Gerçekte Japonya' da Nagazaki Üniversitesi  araştırmacılarına göre test tüpü çalışmaları, üzüm çekirdeği ekstresindeki bioflavonoidlerin C vitamininden daha güçlü antioksidan aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir.(Referans9). Bazı çalışmalar üzüm çekirdeği ekstresi gibi antioksidanların, arterlerde plak ya da yağ birikimlerinin oluşmasına katkıda bulunabilecek düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ya da "kötü kolesterol" gibi kan lipitlerinin oksidasyonunu önleyebileceğini doğrulamıştır. Bu özelliği ile üzüm çekirdeği kalp sağlığımızın korunmasında önemlidir.
Kılcal damarlar, serbest radikal hasar tarafından kolayca harap edilebilecek minik kan damarlarıdır. Ek olarak hücreler yaşlanırken, kolajen (Collagen: Kılcal hücreler de dahil hücrelerin onarımında ve büyümesinde önemli olan bir protein lifi) kaybeder. Zayıflayan kılcal damarlar, kolay morarmaya ve varis geliştirmeye yatkın hale gelir. Üzüm çekirdeği ekstresi, kılcal damarları güçlendirmeye iki şekilde yardım eder. Üzüm çekirdeği ekstresi, serbest radikal saldırıdan koruyarak kılcal damarların zayıflamasını önlemeye yardım edebilir. Ayrıca C vitamini kolajenin üretimi için gerekli olduğundan ve üzüm çekirdeği ekstresi C vitamininin performansını geliştirdiğinden dolayı kolajen üretimi ile de ilgilidir. Üzüm çekirdeği ekstresi, artrit ve alerjiler gibi yaygın hastalıkların tedavisinde kullanılan bir anti-iltihapsaldır. Birçok bioflavonoid, iltihaplanmayı teşvik eden bazı enzimlerin salınımını baskılar. Artrit durumunda serbest radikal hasarın, bu hastalığa eşlik eden eklem ağrısında ve şişmelerde payı vardır. Bu özellikleri ile de üzüm çekirdeği sağlıklı kan dolaşımı konusunda önemlidir.

Kayıtlı

EZGİSURAL

  • Daim Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 1042
  • Konu Sayısı: 33
Ynt: Üzüm Çekirdegi
« Yanıtla #1 : 10 Aralık 2007, 13:56:02 »

çok geçmiş olsun Ahmet bey tekrardan üzüm çekirdeğinin bir çok uzman yenilmesi gerektiğini söylüyor, Mediha hanımda sağolusn bizi bu konuda aydınlattı, Fatoşcum yanılmıyorsun sende beyni besliyor.
Kayıtlı
"HAYAT HERŞEYE RAĞMEN GÜZEL."

BOLULU

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 30
  • Konu Sayısı: 1
Ynt: Üzüm Çekirdegi
« Yanıtla #2 : 10 Aralık 2009, 15:21:30 »

BU ÜZÜM ÇEKİRDEĞİNİ ÖĞÜTÜPDE Mİ TÜKETECEĞİZ ACABA?
Kayıtlı
KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR

Nurşen

  • BEŞİKTAŞ/ÇARŞI
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 7065
  • Konu Sayısı: 458
  • :)
    • Engelsizdostlar
Ynt: Üzüm Çekirdegi
« Yanıtla #3 : 10 Aralık 2009, 17:30:24 »

BU ÜZÜM ÇEKİRDEĞİNİ ÖĞÜTÜPDE Mİ TÜKETECEĞİZ ACABA?

nasıl istersen öyle tüketebilirsin.
Bence öğütmek için zaman harcama,sonuçta dişlerin de öğütür. ;)
Kayıtlı
Geçmiş olan dünden hiç yad etme!! Yarın da gelmemişken feryad etme!! Düşünme geleceği de geçmişi de!! Şimdi şen ol da yaşamı berbad etme!!...

okatur

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 38
  • Konu Sayısı: 4
Ynt: Üzüm Çekirdegi
« Yanıtla #4 : 01 Mart 2010, 21:52:34 »

üzüm çekirdegi mucizesi
Süper bir kanser savaşcisi, üstelik şarap degil-
üzümün antioksidan ve antiagaing ozelligi nedeniyle cok ceşitli kullanim alani vardi.
üzümün güclü antioksidan ozelligi E vitamininden 50 kat, C vitamininden ise 30 kat daha fazladir.
üzerinde yüzlerce bilimsel araştirma yapilan siyah üzüm şurubunun etken maddesi üzüm kabugundaki Resveratrol' dür.
üzümün cekirdeginde bulunan diger bir madde olan Quersetin kan yapim mekanizmasinda yeri olan eritropoetin üretimini desteklemektedir.

Resveratrol
Resveratrol siyah üzümün soguk hava koşullari, mantar enfeksiyonlari gibi etkenlere bagli olarak kendini korumak icin ürettigi bir maddedir. Daha az oranda asma, kok, sapi ve cekirdeginde bulunmaktadir. Siyah üzüm, gercek bir mineral (potasyum, demir, kalsiyum, cinko, bakir), B grubu, A ve C vitaminleri deposu, vücuttaki zehirleri atmamiza yardimci, diüretik (idrar sokücü) ve laksatif (bagİrsak caliŞtirici) etki yapiyor. Kansizlara, hamilelere, emzikli kadinlara, fiziksel ve ruhsal coküntü yaşayanlara, metabolizmanin agir calismasindan şikayetci olanlara onerilmesi bu yüzden. üzüm, hücreleri aktif ve genc tutmaya, egzama ve derideki bazi sorunlari gidermeye de yariyor. cünkü ozellikle, organizmadaki toksik maddeleri atan üc büyük organi (karaciger, bobrek ve bagirsak) calistiriyor. Resveratrolün;
 Antikanserojen,
 Antioksidan,
 Antiviral,
 Antimikrobiyal,
 Kolesterol düşürücü ozellikleri bulunmaktadir.

KANSER VE RESVERATROL
Resveratrol ile ilgili araştirmalarin yogunlaştiĒgİ alankanserle ilgili olanlaridir. Güvenilir pek cok kanitin destegiyle kanserin pek cok safhasinda durdurucu ve engelleyici ozelligi ile 1.dereceden dogal tedavi saglamaktadir Resveratrol sadece kanser onleyici degil, ek tedavi olarak da onerilmektedir. Bilimsel caliŞmalar resveratrolün eşsiz bir hücre yok etme sistemine sahip oldugunu gostermiştir. Tümor baskilayici gen p53 olsa da olmasa da kanser hücrelerini oldürmektedir. Tümor başlangicina etkisi hayvan modellerinde antimutajen ve serbest radikalleri inhibe etmesi ile antioksidan ozelliginden kaynaklanmaktadi r. COX-1 'in inhibisyonu ile tümor ilerleme aktivitesini azaltti’gİ gozlenmektedir. Bu enzim tümor gelişimini uyaran bir maddedir. Resveratrol COX-1 enzimini %98 oraninda inhibe etmektedir. Losemi hücrelerinin diferentiationunu teşvik ettigi ve ve ribonükleotid
redüktazi inhibe ettigi gosterilmiştir. cogalan hücrelerde DNA sentezi icin bir enzime ihtiyac vardir. Resveratrol'ü n kan-oluşturan hücrelere karşİ minimum toksik etkisi anti-kanser potansiyalini cazip kilmaktadir. Kemik iligi nakline ugrayan hastalarda hastalarda resveratrol tümor hücrelerini temizleyerek nüksetme oranini azaltmaktadir. Hemopoetik sistemde resveratrolün inhibitor etkii kismen donüşümlü, oysa losemi hücrelerinde donüşümsüzdür. Resveratrolün antioksidan ve kemopreventif etkisiyle losemi hücrelerinde ki proliferasyonu inhibe ettigi gosterilmiştir.
Kanser oluşumuna neden olan pek cok madde ornegin sigara ve dioxin aryl hydrokarbon reseptorünü aktive ederek yeni ve zararli genlerin oluşmasina neden olmaktadir. Resveratrol dogal mekanizma ile bu maddeyi inaktive etmektedir. Araştirmacilar, ''resveratrol' 'ün farkli türlerdeki tümorlerde bulunan CYP1B1 adli bir enzim tarafindan işleme tabi tutuldugunu ve bu işlem sonucu molekülün ''piceatannol' ' adli antikanserojen bir maddeye donüştügünü saptamiŞlardir. Resveratrol, Kemik Kanseri(kanserin kemige yayilimini durdurur),Prostat Kanseri (Kanser hücrelerindeki androjenleri ve reseptorlerinin fonksiyonlari ni bloke eder),Akciger Kanseri (Resveratrol, %50 oraninda bu hücrelerin gelişimini inhibe etmektedir. Akciger kanserine karşİ gerekli kemoterapotik ajan olan paclitaxel ile resveratrol/ü n bu hücrelerde ki kombine kullaniminda Resveratrol'ü n paclitaxelin sonradan ortaya cİkan
antiproliferatif etkisini arttirdiĒgİ, paclitaxelin akciger kanseri hücrelerindeki azaltici etkisinden dolayi resveratrol'ü n akciger kanserinin alternatif tedavisi olabilecegini one sürmektedir), Kolon kanseri (Resveratrol ayrica bati dietinin onemli bir parcasi olan ve kanserli hücre gelişimin destekleyen linoleik asite karşİ da etkilidir. Linoleik asit, araşidonik asitte yani hormon benzeri ogelere donüŞerek kanser hücre büyümesini tetikleyen faktorleri arttirir),Meme Kanseri (Japonya da yapilan araştirmalar da resveratrol'ü n dietlere eklenmesiyle meme kanseri hücrelerinin büyümesini inhibe ettigi ve bati tipi dietlerde ki linoleik asitin büyüme teşvikini bloke ettigini gostermektedir. Son bilgiler resveratrol'ü n eşsiz bir hücre yok etme sistemine sahip oldugunu ve tümor baskilayici gen p53 olsa da olmasa da kanser hücrelerini oldürdügünü gostermektedir. Ayrica resveratrol'ü n
meme kanseri üzerine etkisi ostrojen reseptor pozitifte,ostrojen reseptor negatifte olsa etki etmektedir). ,Mide Kanseri (Resveratrol midede ülser, gastrit ve kanser gelişimine neden olan helicobacter pylorinin gelişimi ve büyümesini inhibe etmektedir) üzerine etkili oldugu gosterilmiştir.
SiYAH üZüM EKSTRESi VE KEMOTERAPi
Kemoterapi ve Radyoterapi kanser tedavisinde kullanilan vücuda ciddi zarar veren ancak kanser tedavisinde henüz alternatifleri geliştirilemeyentedavi şekilleridir. Kemoterapi ilaclari kanser hücrelerini hedef alirken normal hücrelere de zarar vermektedir. Kemoterapi tedavisi sirasinda zarar goren hücrelerin başİnda ;
1.Kemik iligi( Bu Nedenle Kan Degerleri Düşer),
2.Sac Hücreleri( Saclar Dokülür),
3.Sindirim Sitemi Hücreleri gelmektedir
Biz doktorlar; Kemoterapi ve Radyoterapi sirasinda ozellikle bazi bitkisel ürünleri kullanmaktan( Kullanilan ürünün-Isirgan,Aloe Vera-...., kanser onleyici olurken karaciger enzimlerini bozmasi,normal hücreleri koruyan bir bitkisel tedavi iken kanserli hücreleri de korumasi,ozellikle kemik iliginin baskilanarak calişmasinin engellemesi vb gibi yan etkiler nedeniyle zaten zor olan kemoterapinin daha da icinden cikilmaz bir hal almasini engellemek amaciyla KULLANMAKTAN KACINIRIZ.Oysa üzüm Bu Acidan Mükemmel Bir Meyvedir. Ancak Her üzüm Degil, siyah üzüm.Resveratrol maddesi ;Kemik iligini Koruyan Ve olusturan Ender Maddelerden Biridir. Bu nedenle siyah üzüm şurubu kullanan kemoterapi hastalarinda kan degerleri düşmemektedir. (ozellikle trombosit almaya ihtiyac duymazlar). Siyah üzüm halk arasinda kan yapici ve karacigeri koruyucu olarak bilinir. Antioksidan aktivitesiyle karaciger korunur.
Siyah üzümün icerigindeki etken maddeler vücutta birikmez suyla parcalanip atilir , zehir (toksik) etkisi gostermez.
Siyah üzüm şurubu ülkemizde satilmakta ve klinigimizde kanserli hastalarda başariyla uygulanmaktadir.
Dr.Murat BAŞ
ONKOLOG
Kayıtlı
***NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE***

afatsum

  • Formkolik Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 373
  • Konu Sayısı: 7
  • Yokluğun Cehennemin Diğer Adıdır.
Üzüm Çekirdegi
« Yanıtla #5 : 11 Mart 2010, 13:45:48 »

meğerse bu üzüm çekirdeği ne kadar yararlıymış bilmiyordum.bende üzüm yediğimde çekirdeklerini atıyordum.bundan sonra atmak yok.yaz gelse de üzüm yesek.
Kayıtlı
HER SEVİLEN SEVENİ MESUT ETSEYDİ,NEDEN DUDAKLAR TEBESSÜME HASRET KALIRDI.
mustafacoban63@hotmail.com

uğur böceği

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 33
  • Konu Sayısı: 69
  • BANKACI
Üzüm Çekirdeği Ve Tarçın Diyabete İyi Geliyor
« Yanıtla #6 : 15 Haziran 2010, 19:52:00 »

Dünyadaki en yaygın hastalıklardan biri olan diyabet, insan sağlığını tehdit ediyor. Dünya çapında ölüm nedenleri arasında ilk 5 hastalık arasında yer alan diyabet, tedavi edilmediğinde böbrek yetmezliği, körlük, kalp-damar hastalıklarına yol açıyor.

Ancak uzmanlar, diyabet hastalarının doğru besin seçimi ile ilaç kullanımına gerek kalmadan hastalığın kontrol altına alınabileceğini söylüyor. Üzüm çekirdeği, yeşil çay, tarçın, kuru baklagiller gibi besinler diyabete bağlı ortaya çıkan hastalıkları önlüyor ya da hastalığın kontrol altında tutulmasını sağlıyor.

Diyabet, pankreastan salgılanan insülin hormonunun yetersizliği veya insülinin etkisine dokularda direnç olması sonucu kandaki şeker miktarının yükselmesi ile ortaya çıkan bir hastalık. Sağlıklı bireylerde kana geçen şeker, pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla hücrelere taşınır. Diyabetli kişilerde ise insülin eksik veya etkisiz olduğu için şeker hücre içine giremez ve kandaki miktarı yükselir.

Krom, diyabette kullanılması gereken en önemli doğal bileşen. Vücutta insülin etkinliğini artıran krom, kan şekerinin düzelmesine yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Canan Aksoy, diyabet hastalarının tam tane ekmek veya buğday özü ilave edilmiş ekmek tüketerek krom bileşeninden faydalanabileceğini belirtti. Yulaf kepeğinin içindeki beta glukan posasının da diyabete iyi geldiğini aktaran Aksoy şunları söyledi:

"Beta glukan şekere yapışarak, şekerin daha geç emilmesini, böylece kan şekerinin yavaş bir şekilde yükselmesini sağlar. Diyabetliler süt veya yoğurdun içine yulaf ezmesi koymalı. Ayrıca günde bir çay kaşığı tarçın tüketerek kan şekerini yüzde 10-29 arasında düşürebilirler. Tarçını meyvelerin üzerine serpip tüketebilecekleri gibi çubuk tarçınların çayını da içebilirler.''

Üzüm çekirdeği ve yeşil çay da diyabette kullanılabilecek ilaç dışı doğal maddelerden. Bu gıdalar vücutta insülinin etkinliğini artırdığı gibi diyabet sonucu ortaya çıkan hastalıklara karşı da koruma sağlıyor. Üzüm çekirdeğinin iyi bir antioksidan kaynağı olduğunu ifade eden beslenme uzmanı Seyran Tombul ise bu gıdaların aç karnına tüketilmesi gerektiğini söyledi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Prof. Dr. İlhan Yetkin, beslenmeye dikkat edilerek diyabetten kurtulunabileceğini belirtti. Yetkin, "Şeker hastaları beslenme kurallarına uyarsa ek bir vitamin ya da katkı maddesine ihtiyaç duymaz. 46 yaşında bir diyabet hastam vardı. Beslenmesine dikkat edip 20 kilo verdikten sonra kullandığı ilaca ihtiyaç kalmadı. Şu anda yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürüyor.'' dedi.

Diyabet hastası nasıl beslenmeli?

Öğünler hemen her gün aynı saatlerde olmalı: Kan şekeri kontrolü için öğün saatleri günler içinde tutarlılık göstermeli. Örneğin kahvaltı bir sabah 7'de ertesi gün 11'de yapılmamalı.

Şeker içeren yiyecek ve içeceklerden sakının: Şeker ve şeker içeren besinler çok hızlı emilip kan şekerini çok hızlı yükseltir. Bu nedenle bu besinlerden kaçınılmalıdır. Bunların yerine sebze, meyve, süt, yoğurt, kuru baklagiller, yulaf ve kepekli ekmek tüketilmeli.

Yağ alımını azaltın ve sıvı yağları tercih edin: Yağları azaltmak, enerji alımını dengeleyerek kilo alma riskini azaltır. Diyabet hastaları sofralarında sıvı yağa daha çok yer vermeli. Yemek pişirirken sıvı yağ kullanmalı.

Posalı yiyecekleri tercih edin: Posası yüksek bir beslenme programı sürdürmek hem bağırsak faaliyetlerinin düzgün olmasını hem de kan yağlarının düşmesini sağlar. Rafine edilmemiş gıdalar (kuru baklagiller, bulgur, buğday, yulaf, tam tane ekmekleri), sebze ve meyveler yüksek posa içeriğine sahiptir.

Tuzu azaltın: Sodyum, vücudumuzda suyun tutulmasını sağlayarak tansiyonun yükselmesine neden olur. Sodyum, tuzun dışında salamura, konserve, hazır çorba, et suyu tabletleri, şarküteri ürünleri (salam, sosis, sucuk vb.), maden suyu ve sodalarda bulunur.

Memurlar
Kayıtlı
EN BÜYÜK KAZIK DOST KAZIĞI
  • CEVAP YAZ
  • YENİ KONU
  • HABER VER
  • OKUNMADI SAY
  • GÖNDER
  • YAZDIR
  • YENİ ANKET

GoogleTagged - Etiketler

« önceki sonraki »
 

Benzer Konularımız

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
547 Gösterim
Son İleti 24 Şubat 2010, 19:37:53
Gönderen: comaster
5 Yanıt
5244 Gösterim
Son İleti 05 Kasım 2012, 15:04:49
Gönderen: Acun

Yasal uyarı
Sitemiz Bir Paylaşım Forum sitesidir. Resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir.Bu nedenle doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemize eklenen ve yasal yaptırım getirebilecek içerikler hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi dostlar@engelsizdostlar.com adresine yollayabilirsiniz.