Vallaha bırakmaz Üye Ol

Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi

LÜTFEN GİRİŞ TIKLA VEYA ÜYE OLMAK İSTİYORUM TIKLA.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Gönderen Konu: Kıssadan Hisse...  (Okunma sayısı 6170 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Kuyumcu..
« Yanıtla #30 : 26 Mart 2011, 11:02:25 »




Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren,... gel bana bildir.“

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkânına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.

Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu” der "benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."

En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: “Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm." Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar: "Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."

Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker. Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler.

Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır. Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?" Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık" diye cevap verir. Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir." Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır. Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...

İşte, Dostlukta, arkadaşlıkta, yaşamın her anında gerçek kuyumcuyu bulmanız dileğiyle...



Alıntı.
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Telafisi Olmayan 4 Şey
« Yanıtla #31 : 30 Mart 2011, 07:32:46 »




Büyük bir hava meydanının bekleme salonunda, genç bir bayan, uçağına binmek üzere bekliyordur. Uçağın hareketine saatler vardır. Zaman geçirmek için bir kitap ve bir paket küçük kurabiye satın alır. Dinlenmek ve kitabını okumak için VIP salonunda bir koltuğa yerleşir. Kurabiye paketinin durduğu sehpanın yanındaki koltuğa, bir adam otu...rur; dergisini açıp okumaya başlar.

Genç kadın ilk kurabiyesini alır ve adam da bir tane alır. Bayan bu durumdan çok rahatsız olur. “Sinir bir şey! Havamda olsaydım, bu cüretinden dolayı onu yumruklardım!” diye düşünür.

Bayanın her kurabiye alışında, adam da bir tane kurabiye alır. Çıldıracak gibidir bayan; ama olay çıkarmak istemez. Nihayet son kurabiye kalınca kadın: “Bu küstah adam şimdi ne yapacak?” diye düşünür.

Adam son kurabiyeyi alır; onu ikiye böler ve bir parçasını kadına verir. Aaaa! Bu kadarı da fazla! Kadın sinir içinde kitabını ve diğer şeylerini alıp bir fırtına gibi giriş salonuna, oradan da uçağın içine yönelir. Uçaktaki koltuğuna oturur ve gözlüğünü almak için çantasını açar. Ne görsün? Kurabiye paketi açılmamış olarak orada duruyordur. Çok utandır, çok büyük bir yanlış yaptığını anlar. Kurabiyelerinin paketini açmadan çantasına koyduğunu unutmuştur. Adam kendi kurabiyelerini, hiç sinirlenmeden, yüksünmeden kadınla paylaşmıştır. Kadın kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek çok sinirlenmişti. Ve şimdi bu durumu açıklama şansı yoktur ve özür dileme olanağı da kalmamıştır.

Telafi edemeyeceğiniz dört durum vardır

TAŞ… atıldıktan sonra.

SÖZ… ağızdan çıktıktan sonra!

FIRSAT… kaçtıktan sonra!

ZAMAN… geçtikten sonra!



Kayıtlı

denizzz

  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 2267
  • sevgiden caydığım yerde,darıl bana...
Kıssadan Hisse...
« Yanıtla #32 : 30 Mart 2011, 09:23:44 »

TAŞ… atıldıktan sonra.

SÖZ… ağızdan çıktıktan sonra!

FIRSAT… kaçtıktan sonra!

ZAMAN… geçtikten sonra!


emeklerine sağlık ağbi, işte insanoğlu böyle, herşeyi anlaması için ille kendi yanlış yapması gerekir.
birşeyin değerini kaybettikten sonra  anlama gibi çok özel huylarımız var bizim.  :) iş işden geçmiş oluyor...
Kayıtlı
Ne alnımızda bir ayıp
Ne koltuk altında saklı haçımız
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz korkunç suçumuz...

                  Ahmet ARİF

tekbir

  • Yönetim Kurulu ve Modlar Bölümü
  • *
  • Çevrimiçi Çevrimiçi
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3023
Kıssadan Hisse...
« Yanıtla #33 : 30 Mart 2011, 10:22:36 »

 paylaşım için teşekkürler.
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
İki çeşit ağaç vardır.
« Yanıtla #34 : 01 Nisan 2011, 10:15:04 »



İki çeşit ağaç vardır. Birisi ormandaki ağaç, ötekisi açıklık kırda tek başına duran ağaç...


Kırdaki tek başına ağaç ilk bakışta göze çarpar. İlk bakışta insanı hayrete düşürür. Fakat bir bakarsınız, iki bakarsınız, gözünüz gitgide alışır ona. Onun yalnızlığındaki "kahramanlık" gitgide kaybolur, gitgide mahzunlaşır. Biraz daha dikkat ederseniz tek başına kırda duran ağacın bütün basit faciası gözümüzün önünden geçer. O, kirin dümdüz açıklığında komikleşir. Kışın sıska kollarıyla bir başına titreyen, yazın bir avuç gölgesinin başında neyi ve neden beklediğini bilmeden dikilip duran bu tek ağaç zavallıdır.

Ormandaki ağaç, kırdaki ağacın büsbütün tersidir. İlk bakışta gözünüze çarpmaz. Fakat onun güzelliğini her bakışta biraz daha anlarsınız. Bütün ormanın ahenginde o ahengi tamamlayarak fakat ferdiyetinden kaybetmeyerek yaşamaktadır. Orman onu, o ormanı güzelleştirir; kuvvetleştirir. Kışın, kolları öteki kolların yanında olduğu için onda üşümenin komikliği yoktur. Yazın, gölgesi öteki gölgelerden ayrı, fakat öteki gölgelere karıştığı için bir büyük yeşil serinliğin kaynağı halindedir.

İki çeşit ağaç vardır, dedim. İki çeşidini de yazdım. İsterim ki, oğlum ormandaki ağaca benzesin.


Nazım Hikmet'in Kişilikler Üzerine Yazısı...

Kayıtlı

denizzz

  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 2267
  • sevgiden caydığım yerde,darıl bana...
Kıssadan Hisse...
« Yanıtla #35 : 01 Nisan 2011, 11:21:59 »

bütün insanlar ormandaki ağaç gibi olsun ,yeterki sonradan ODUN  olmasın...

Kayıtlı
Ne alnımızda bir ayıp
Ne koltuk altında saklı haçımız
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz korkunç suçumuz...

                  Ahmet ARİF

roadstar

  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 2350
Kıssadan Hisse...
« Yanıtla #36 : 01 Nisan 2011, 11:28:31 »

ÇOK GÜZEL PAYLAŞIMLAR HARUN BEY TEŞEKKÜR EDERİM...

Sinem

  • Rebel Angel
  • Yönetim Kurulu
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 2177
  • SehitLer Ölmez Vatan ßölünmez
Kıssadan Hisse...
« Yanıtla #37 : 01 Nisan 2011, 15:15:45 »

emeklerine sağluk harun abiii güzel yazı anlayana çok şey anlatıyor
Kayıtlı
”Acıya kahkaha atabilmek bir sanatsa eğer; ben çok pahalı bir tabloyum..”

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Kıssadan Hisse...
« Yanıtla #38 : 01 Nisan 2011, 23:08:38 »


bütün insanlar ormandaki ağaç gibi olsun ,yeterki sonradan ODUN  olmasın...


ÇOK GÜZEL PAYLAŞIMLAR HARUN BEY TEŞEKKÜR EDERİM...
emeklerine sağluk harun abiii güzel yazı anlayana çok şey anlatıyor

Ben teşekkür ediyorum. Paylaşımı beğenmenize çok sevindim...


Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Mutluluğun Tarifi..
« Yanıtla #39 : 02 Nisan 2011, 09:24:35 »


Malzemesi:

  1 adet lekesiz gönül.
    1 adet açık yürek.
      500 gram güler yüz.
         250 gram tatlı dil.
            100 gram hürmet.
               1 çorba kaşığı sevgi.
                   1 çay kaşığı hoşgörü.
                       1 su bardağı iyi niyet.
                            1 tutam samimiyet.
                                1 Ölçek dürüstlük.
                                    Göz kararı saygı.

Hazırlanışı:

Gönülü duygu tasına atıp güler yüz ile karıştır.
   Ağzında yumuşattığın tatlı dili üzerine ilave ederken,
       sevgi ve saygıyı ince ince üzerine ekle.
          Hürmet, iyi niyet ve hoşgörüden meydana gelen şurubu
             da buna kat.
                Samimiyet ölçüsünde parçalara bölerek dürüstçe hayata
                     diz ve yüreğinde pişmesini bekle.
                         Yüreğinde pişirdiğin bu sevgi tatlısını karnın
                              acıkınca değil, ruhun
                                    acıkınca ye.


                              Mutluluk sizin olsun.

alıntı..

Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Yılan ve Adam
« Yanıtla #40 : 10 Nisan 2011, 09:28:05 »


Yılan ve Adam


Çok eskiden köyün birin de bir yaşlı evliya ve fukara oğlu yaşarmış bu köyün hemen karşısın da da çok ama çok yüksek bir de dağ varmış ve bu dağın tam tepesin de için de bir yılan bulunan bir kuyu var imiş ne zaman bu yaşlı evliyanın başı derde girse bu yılanın yanına gider ve yılan da ona bir altın lira verirmiş gel zaman git zaman artık yaşlı adam oraya çıkamaz hale gelmiş ve bir gün oğlunu yanına çağırmış ve demiş ki bak oğlum o dağın tepesin de bir kuyu var oraya git kuyudan bir yılan çıkacak benim oğlum olduğunu söyle.

Sana vereceği emaneti al ve bana getir demiş oğlu da tamam baba deyip koyulmuş yola kuyunun başına gelince yılan çıkmış oğlan anlatmış her şeyi yılan da uyuya inmiş ve bir altın vererek bunu babana götür demiş oğlan da için den söyle düşünmüş eğer ben bu yılanı öldürürsem kuyudaki bütün altınları alır ve çok zengin olurum demiş ve yerden aldığı bir taşı yılana fırlatmış taş yılanın kuyruğuna gelmiş ve can havliyle oğlanı ısırmış derken epey zaman sonra oğlan zehirlenerek ölmüş adam iyileşmiş ve doğru yılanın yanına gitmiş her şeyden haberi olan adam başlamış yılana anlatmaya işte öyleydi böyleydi o cahildi falan filan demeye ve demiş ki gel tekrar eskisi gibi dost olalım. yılan şöyle cevap vermiş “yok olmaz bende bu kuyruk acısı sende de bu evlat acısı varken biz artık dost olamayız”



alıntı.
Kayıtlı

tevye

  • Formkolik Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 382
Kıssadan Hisse...
« Yanıtla #41 : 10 Nisan 2011, 13:47:19 »



Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir." Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır. Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...

İşte, Dostlukta, arkadaşlıkta, yaşamın her anında gerçek kuyumcuyu bulmanız dileğiyle...


Emeğinize sağlık Harun bey.

Aşık Veysel'de "Güzelliğin on para etmez, şu bendeki aşk olmasa," deniş ya. İnsan da işleyen demir misali, sevildikçe değerlenir. Allah her kuluna kendisini seven başka bir kulunu nasip etsin.

Kayıtlı
Karanlığa küfredeceğine, sen de bir mum yak!

Aydogar

  • Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 100
Kıssadan Hisse...
« Yanıtla #42 : 10 Nisan 2011, 15:00:38 »

Emeğine sağlık çok güzel ve çok anlamlı hepsi
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Kıssadan Hisse...
« Yanıtla #43 : 13 Nisan 2011, 11:01:54 »


Kişiliğimiz, gerçek olduğuna inanmalarını ümit ederek insanlara gösterdiğimiz maskemizdir.

Sık sık başkalarına içimizi dökeriz ve bu arada gücümüzü kaybettiğimizi fark etmeyiz.
Ancak bu düşünüzü bir başkasına anlattığınızda, bu onun düşünce çizgisine uymayabilir ve sözleriyle şevkinizi kırabilir.

...Birçok kişi için diplomalarını rulo yaparken beyinlerini de birlikte sardıkları söylenir. Emin olun, girişimciliklerini ve başarı duygularını da daha o günlerden diplomayla birlikte rafa kaldıranlar vardır.

Birincisi, gerçekleşmesini gerçekten istediğimiz düşünceleri seçmemiz gerekir. İkincisi, düşüncelerimizi başkalarının etkileme tehlikesine karşı korumamız gerekir. Üçüncüsü ise yeni fikirlerimizle çatışan eski kalıplardan kurtulmamız gerekir. İşte ancak o zaman kendini-yönetmeyi öğrenebiliriz.

Ekilen her zihinsel tohumun birgün meyve vermesi, hayatın yasalarından biridir oysa. Meyveyi sevmezsek, hatayı, ektiğimiz tohumda aramamız gerekir.


Jack Ensign Addington



Kayıtlı

roadstar

  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 2350
Kıssadan Hisse...
« Yanıtla #44 : 13 Nisan 2011, 11:10:51 »


Kişiliğimiz, gerçek olduğuna inanmalarını ümit ederek insanlara gösterdiğimiz maskemizdir.

Sık sık başkalarına içimizi dökeriz ve bu arada gücümüzü kaybettiğimizi fark etmeyiz.
Ancak bu düşünüzü bir başkasına anlattığınızda, bu onun düşünce çizgisine uymayabilir ve sözleriyle şevkinizi kırabilir.

...Birçok kişi için diplomalarını rulo yaparken beyinlerini de birlikte sardıkları söylenir. Emin olun, girişimciliklerini ve başarı duygularını da daha o günlerden diplomayla birlikte rafa kaldıranlar vardır.

Birincisi, gerçekleşmesini gerçekten istediğimiz düşünceleri seçmemiz gerekir. İkincisi, düşüncelerimizi başkalarının etkileme tehlikesine karşı korumamız gerekir. Üçüncüsü ise yeni fikirlerimizle çatışan eski kalıplardan kurtulmamız gerekir. İşte ancak o zaman kendini-yönetmeyi öğrenebiliriz.

Ekilen her zihinsel tohumun birgün meyve vermesi, hayatın yasalarından biridir oysa. Meyveyi sevmezsek, hatayı, ektiğimiz tohumda aramamız gerekir.


Jack Ensign Addington






Harun abi çok güzel gelişim yazısı teşekkürler...

GoogleTagged - Etiketler

 

Benzer Konularımız

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
4 Yanıt
801 Gösterim
Son İleti 22 Kasım 2010, 15:03:37
Gönderen: tekbir