Vallaha bırakmaz Üye Ol

Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi

LÜTFEN GİRİŞ TIKLA VEYA ÜYE OLMAK İSTİYORUM TIKLA.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Gönderen Konu: Fikret Gürsoy Şiirleri  (Okunma sayısı 1032 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

FİKRET GÜRSOY

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 14
Fikret Gürsoy Şiirleri
« : 28 Eylül 2010, 03:57:23 »


Her yıl Eylül ayının, son Pazar günü
İlan edildi daima, Dünya kalp günü
Gör artık, kalbinin hep güzel gününü
Sakın kalp kırma, görürsün hüznünü

Kendine iyi bak, kalbin cilasıdır ibadet
Kalbin görevi çoktur, yapma ona ihanet
Onun için, kalbinin sevgisini bahane et
Zorluklara karşı, daima kalbinle sabret

Dünya kalp gününde, düşünme onu
Çok üzülürsün, görülür yolun sonu
Kalbin kontrolünü yaptır, budur konu
Eğer gizli kalp varsa, O çekmez tonu

Kalpte bulunur, acı, tatlı, sevgi, hüzün
Kalbinin sağlığı için, kan ver güzün
Erken kalk yürüyüş yap, gülsün yüzün
Kalp rahatsızlığındandır, şişer gözün

26.09.2010
Fikret Gürsoy
ARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI
Kayıtlı

FİKRET GÜRSOY

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 14
Fikret Gürsoy Şiirleri
« Yanıtla #1 : 23 Ekim 2010, 03:36:13 »

Kalbim pır pır ediyor
Yine yükseklerden uçuyor
Sanki elimde bir uçurtma
Gökyüzünün derinliklerine gidiyor
Kalbimin arkasından artık yetişemez oldum
Gördüklerimin karşısında adeta dondum
Ey kalp, ben senle ne yapacağım bilemiyorum
Nefes nefese kalıyorum, artık arkandan yetişemez oldum
Kalbim bir kuş kadar hafif, kanat çırparak yükseklere doğru yol alıyor
Bazen de, adeta yerinden çıkacakmış gibi oluyor, ya yerinden çıkarsa ben ne yaparım
Kalbimin pır pır edişini, sesini duyar gibi oluyorum
Kalbim, bana söylermisin? Ne zaman yükseklerden, yere ineceksin
Senin hızına ulaşamamak, beni adeta yere yıkıyor
Bu yüksek tizden atış kime? Bana söylermisin?
Ey kalp, yine sevgini kime meylettin, neden bana bir işaret vermiyorsun?
Bu dizileri yazarken bile, senin bakışın ve atışın beni etkiliyor
Aşkı nerende? Saklıyorsun ey kalp, bana söylermisin?
Artık takatim kalmadı seninle uğraşmaktan, seni sana bırakıyorum
Senden son bir isteğim var, hiç olmazsa bana hakikati göster, kimi işaret ettiğini göster
Hayatımda ilk defa bir sırra ulaşabildim, oda ne biliyor musunuz?
Vakit kaybetmeden hemen söyleyeyim.
Fakat ben bunu söylediğimde inanamayacaksınız.
Tamam, artık söyle dediğinizi duyar gibi oldum.
Mutlaka söyleyeceğimi çok merak ediyorsunuz.
Bu sıra dışı şiirimin baş harflerine baktığınızda, işte kalbimin sevdiği isim ortaya çıkıyor
Şimdi anladınız mı? Baş harflerin içerisinde saklı olan işte o isim orada parlıyor.
İnat etmede, söyle o ismi diyorsunuz değil mi?
Ceza vermenize razıyım ama onu söyleyemem.
Değer verdiğim insanın ismi, aşağıdaki harflerin içerisinde
Zeytin gözlü olma özelliğine sahip
Peynir dudaklı oluşu, bir harika
Nar gibi yanakları, onun diğer bir özelliği
Üzüm gibi, tatlı olması görülmeye değer
Lale fidanlım benim, seni çok özledim inan.


20.10.2010
Fikret Gürsoy
ARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI
Kayıtlı

FİKRET GÜRSOY

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 14
Fikret Gürsoy Şiirleri
« Yanıtla #2 : 14 Kasım 2010, 04:34:02 »


Organ Mafyası

Küçük çocukları kaçırarak, hep böbreklerini satar
Bu yolla servetlerine, daima çok servetler katar
Böbreklerini aldıktan sonra, çocukları çöpe atar
Çocukların annesi ve babası, ağlamaktan yere yatar

Ülkemizde bir yıl içerisinde, 2500 çocuk kaçırıldı
Kaçırılan çocuklardan, hiçbir haber alınamadı
Çalınan organlar, genellikle hep Yahudilere ayrıldı
Organ mafyasının çalışmalarına, İsrail devleti bayıldı

Organ mafyası, genellikle deprem bölgelerinde çalışır
Büyük paraları alanlar, Organ mafyasına hep alışır
İnsanların hayatıyla oynayan, bu mafyalar çok yılışır
El altından oynan oyunlar karşısında, haberler yatışır

Ey halkım ne olur? Organ mafyalarına pirim vermeyelim
Çoluk çocuğumuza sahip çıkalım, yetkililere haber verelim
İnsanların organlarını çalanları, mutlaka onları ihbar edelim
Bu haberleri ortaya çıkarana, lütfen daima müdafaa edelim


29.03.2010

ARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI
Kayıtlı

FİKRET GÜRSOY

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 14
Fikret Gürsoy Şiirleri
« Yanıtla #3 : 23 Kasım 2010, 08:13:32 »

Festivalde 339 kişi öldü, burası Kamboçya
Öldüklerine hiç değmedi, işleri hep boş ya
Mekong nehir köprüsünde, neden koşarsın ya
Festival üç gün sürdü, ölüler yerde yatıyor ya

Kamboçya, dünyaya sesini bununla değil
Yanlışlığın karşısında, insanın önünde eğil
Başbakan Hun Sen açıklıyor, uygulama sefil
İnsanlar hiç yere ölüyorlar, dünya buna kefil

Başkent Phnom Penh’de, kutlamalar yapıldı
Bu festivale, binlerce insanlar hep katıldı
Bir hiç uğruna, insanların canları satıldı
Ölenlerin yakınları, ağlamaktan yere yıkıldı

Dünyanın dört bir köşesinde, festivaller yapılıyor
İnsanlığın sabrı, buralarda teste tabi tutuluyor
Çıkan izdihamlar, insanlığın hep sonu oluyor
Bu şiirimi bütün insanlar, çok üzülerek okuyor.


23.11. 2010
Fikret Gürsoy
ARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI


Bu şiirin hikayesi:

Kamboçya'da festivalde meydana gelen izdihamda en az 339 kişi hayatını kaybetti. En az 329 kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğunu kadınların oluşturduğu açıklandı. Kamboçya Başbakanı Hun Sen yaptığı açıklamada, festivalde meydana gelen izdihamda en az 339 kişinin hayatını kaybettiğini, 329 kişinin de yaralandığını açıkladı. * Devlet televizyonu, üç gün süren su festivalinin son gününde başkent Phnom Penh’i, kutlamaların olduğu Mekong nehri üzerindeki Diamond adasına bağlayan köprüde çıkan izdihamda, ölenlerden hemen hemen hepsinin kadın olduğunu duyurmuştu. * Festival sırasında bazı kişilere elektrik çarpması binlerce kişinin paniğe kapılmasına yol açmış, çıkan izdihamda ölenlerden çoğunun ezilerek ve boğularak hayatını kaybettiği bildirilmişti. * Görgü tanıkları, izdihamda yüzlerce kişinin yaralandığını belirtirken, polis ve diğer yetkililer olayla ilgili daha fazla ayrıntı vermedi. Kamboçya'da her yıl başkentteki Mekong nehri üzerinde bulunan Elmas adasında verimli topraklar ve bol balık için teşekkür etmek için su festivali düzenleniyor. * Kutlamalar için milyonlarca Kamboçyalı başkente akın ediyor. BASINDAN
 
Kayıtlı

FİKRET GÜRSOY

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 14
Fikret Gürsoy Şiirleri
« Yanıtla #4 : 23 Kasım 2010, 08:14:40 »

Bilgisayar icat edildi, ortaya çıktı internet
Arkasından geldi teklifler, cümle gayet net
Sözler seviyesizleşti, önüne çekilmedi set
Burada her şey mubahtır, nede olsa internet

Ey internet, bilmem ki seni hep ne? Yapmalı
Topluma yaptırdıklarınla, bence seni asmalı
Köpek bile tasmalı, internette olsun tasmalı
Yirmi birinci asırda, bu fikirleri artık aşmalı

İnternet senin elinde, yasaklı sitelere girme
İnternete elini verdin, bari kollarını verme
Çeki düzen ver kendine, ahlaksız dedirtme
Teknolojinin nimetine, sakın leke değdirme

Bilgisayar, artık evlerimizin bir köşesinde
İnternette sörf yaparken, insan neşesinde
Kocası elinden giderse, bence suç eşinde
Hele birde hanımı giderse, kocası peşinde

21.11.2010
Fikret Gürsoy
ARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI
 

Bu şiirin hikayesi:

Bundan yaklaşık 10–15 yıl kadar önce hayatımıza giren internetin, hayatımızın büyük bir kısmını kapsayacağını, büyük bir hızla yaygınlaşarak neredeyse yaşamımızın en önemli unsurlarından birisi haline geleceğini, büyük bir kısmımızı adeta esir alacağını, habis bir tümör gibi kontrolsüzce yayılacağını, sanırım hiç birimiz tahmin edemezdik. Acaba; bunu öngörebilseydik, tahmin etseydik, nasıl bir tedbir alırdık. Şimdi hepimiz iyi yanlarını bildiğimiz kadar, insanların gerek ahlaki ve gerekse insani değerleri üzerinde yarattığı tahribatı bilmemize rağmen nasıl bir tedbir alıyoruz? Yoksa biz bunu eşimizden, sevgilimizden, dostumuzdan daha mı çok sevmeye başladık da, varsın bu kadar kötü yanı olsun, herkesin her şeyin bir kusuru var bu kadar da olur diyerek, neredeyse insani ilişkilerde unutmaya yüz tuttuğumuz hoşgörüyü bu mekanizmaya mı göstermeye başladık. Böylesi mi işimize geliyor, bizi daha mı çok mutlu ediyor, bir düğmeye basarak hiç kafa ağrımadan kazanılan/kaybedilen arkadaşlıklar, dostluklar, kişisine göre giden sevgililer, yeni gelecek sevgilinin heyecanı ve benzer olayların cazibesi her şeyden önemli hale mi geliyor? İster kabul edelim, ister etmeyelim biz bunu çok sevdik. Bilgisayarın Türkiye de, yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı dönemlerde, çocuklarımızın teknolojiden geri kalmaması, çağa ayak uydurması gibi düşüncelerle, çoğumuzun borç harç aldığı, bilgisayarı kullanmayı biz bilmezken merak etmezken, meraklı olup öğrenmeye çalışan çocuklarımızla övünürken, gün gelip de internetin yaygınlaşmasıyla, birçok tehlikenin de beraberinde geleceği, bu nedenle çocuklarımızı kontrol altına almaya, kısıtlamaya, yerine göre bilgisayardan uzaklaştırmaya, çalışacağımız aklımıza gelir miydi? İlk önceleri sadece gençlerin ve bol vakti bulunanların arasında rağbet gören sanal âlemin; Şimdi öğrenci, ev hanımı, çalışanı/çalışmayanı, erkeği, yaşlısı/genci, eğitimlisi/eğitimsizi gibi büyük bir kesim arasında yaygınlaşması, Bir öğrencinin sınavına çalışmayı bırakıp moda deyimle internette sörf yapması, Bir ev hanımının oyuna dalıp ocakta yemeğini unutması, Evli bir erkeğin/kadının eşinin gözüne uyuması için bakarak, sonrasında soluğu sanal âlemde alması, yine bir erkeğin/kadının yıllarca aynı yastığa baş koyduğu eşinin kendisince olumsuz yönlerini, henüz tanıştığı bir insana çekinmeden anlatması, yerine göre mahremini paylaşması, Bir kadının yıllarca hasret kaldığı güzel sözleri henüz tanıdığı bir erkekten çoğu zaman içten olmadığını bilerek de olsun duymuş olması, Bir erkeğin eşinde göremediği hoşgörüyü sıcaklığı yeni tanıştığı bir bayanın ağzından duyup davranışından hissetmesi ya da bunun böyle olduğuna inanmaya çalışması, eşinden esirgediği birkaç tatlı sözü burada rahatlıkla söyleyebilmesi, Bir bayanla yüz yüze konuşurken yüzü kızaran bir erkeğin, gerçek hayatta belki de hiç ulaşamayacağı bir bayana buradan aşkı ilan etmesi, rahatlıkla konuşabilmesi, kendisini hayal ettiği hatta hayran olduğu erkek tipinde, özelliğinde çekinmeden tanıtabilmesi, Hayatında belki de hiç âşık olmamış aile zoruyla evlenmiş bir bayanın burada kendisine yakın davranan güzel iltifatlarda bulunan bir erkeğe rahatlıkla kapılıp gitmesi, eşi tarafından markete bile gitmesine izin verilmeyen bir bayanın burada birçok erkeğe bir anda ulaşabilmesi, bu suretle belki de kendisine hayatı zindan eden eşinden bir anlamda intikam alması, Çok zeki akıl dolu pırıl pırıl gençlerin makul olanın dışında saatlerini buralarda geçirip heba olması, Birçok insanın evine ekmek alırken bütçesini düşündüğü bu dönemde, internet faturasını iki eli kanda olsa koşarak ödemeye gitmesi ve buna benzer birçok örnekler; Sanal âlemin; Hayatımızın bir parçasını bırakın, tam içine girdiğinin, bir yandan da bu âlemin insan isteklerinin, insan ilişkilerinin sil baştan biçimlendiği bir ortam olduğunun, neredeyse sanaldan önce, sanaldan sonra gibi bir yaşam tarzının geliştiğinin göstergesi değil midir? Elbette bu âlemde, gerçek hayatta olduğu gibi çok iyi niyetli, dürüst insanların olduğu bir gerçektir ki, sorun zaten burada değildir. Ama maalesef ki sanal âlemin; Aynı zamanda aciz, dürüst olmayan art niyetli kişilerin rahatlıkla cirit atabildiği, reel hayatta yaşayamadıkları gerçekleştiremedikleri birçok olayı/konuyu buraya taşıyıp insanların birtakım zafiyetlerini tespit ederek, bunları onların aleyhinde rahatlıkla kullanabildikleri, küçücük çocukları bile acımadan bu emellerine alet edebildikleri, hatta zaman zaman maddi ya da bedeni çıkar sağlamak amacıyla çok çirkin faaliyetlere girip, bunları tehdit amacıyla kullanabildikleri bir ortam olduğunu kabul etmemiz gerekir. Ekonomik şartların çok ağırlaştığı, insanların büyük sıkıntılarla uğraştığı reel hayattan bir an da olsa uzaklaşması, kendilerine adeta terapi gibi gelen sanal alemle haşır, neşir olmasının, külliyen de yanlış olduğunu söyleyebilmek için, bu konuda çok kapsamlı bir bilimsel çalışma ve araştırma yapmak gerektiğinin farkındayım. Dolayısıyla bu konuda söylenebilecek sözün, durumu en azından kendi açımızdan artısı/eksisi, iyisi/kötüsü ile değerlendirerek, sanal ortamdan önce eşimizle, ailemizle dostlarımızla çevremizle ilişkilerimiz nasıldı, şimdi nasıl, çocuklarımızın yakınlarımızın sanal âlem öncesindeki durumu neydi şimdi nasıl gibi hususları, bir değil belki bin kere düşünerek, bunun muhasebesini yapmak ve tespitlerimizi gerçekçi olarak değerlendirerek, zararlarını hiç değilse asgari düzeye indirmek gerektiği kanaatindeyim.
Kayıtlı

FİKRET GÜRSOY

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 14
Fikret Gürsoy Şiirleri
« Yanıtla #5 : 23 Kasım 2010, 08:18:54 »

Yaptığımız işlerde, daima çok önemlidir niyet
Bazı durumlarda ise, kime kısmet, kime niyet
Art niyetlileri hep kınarım, bunlar kötü zihniyet
Yapacağımız işlerde alalım, her zaman emniyet

Her eylemin, değişik değişik hedef noktaları var
Sana yanlış yapanları, her daim onu sevginle sar
Cahil cühelanın fikirlerini, güzel sözlerinle yar
İyi niyetin karşılığında, birçok güzellikler var

Yolda bir taş gördüğünde, onu oradan kaldır
İnsanlara zarar verenlere, hiç durma ona saldır
İyiliğin karşılığında yapılan minnet, adeta baldır
Yoldaki taşın kaldırmanın karşılığı, bence altındır

Niyetler gerçektende, çok güzel bir duygudur
Niyeti bozuk olanlar, hiç durma yalan uydur
Bütün ameller, niyetlere bağlı sözü işte budur
Ey insanlıktan nasibi olmayanlar, devamlı kudur


12.11.2010
Fikret Gürsoy
ARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-PROGRAMCI


Bu şiirin hikayesi:

Engeller ve fırsatlar hakkında bir örnek Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak? . Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde. 'Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir' diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. 'Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır belkide.
Kayıtlı

tekbir

  • Yönetim Kurulu ve Modlar Bölümü
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3023
Fikret Gürsoy Şiirleri
« Yanıtla #6 : 23 Kasım 2010, 14:23:17 »

Paylaşımın için teşekkür ederiz .İbretlik bir hikaye.
Kayıtlı

Nurşen

  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 6899
  • inadına Ma Miçkin :)
    • Engelsizdostlar
Fikret Gürsoy Şiirleri
« Yanıtla #7 : 23 Kasım 2010, 14:24:54 »

Şiirleri hikayeleri ile beraber okumak gerçekten güzeldi.
Emeğinize,yüreğinize ve kaleminize sağlık.
Kayıtlı
Geçmiş olan dünden hiç yad etme!! Yarın da gelmemişken feryad etme!! Düşünme geleceği de geçmişi de!! Şimdi şen ol da yaşamı berbad etme!!...

FİKRET GÜRSOY

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 14
Nesihat
« Yanıtla #8 : 29 Aralık 2011, 07:31:58 »

Nesihat

İyi gelir, almak nesihat
Almayana ise, ey hat
Nesihattır, işte hayat
Geçmiş, olur bayat

Nesihat alan, kazanır
Almayan, zor dayanır
Bilgili, daima aranır
Cahiller hep, taranır

Nesihat almak, bedeva
Almayanda ise, bitmez dava
Cühelanın hayatı, boş hava
Bir gün çalıştıkların, olur heva

Bu nesihatım, bilmem kime
Kızdığın zaman, bir kalemde silme
Baştan aşağıya, dilim dilim dilme
Bu hayatta, bakma anlamsız filime

28.12.2011
Fikret GÜRSOY
ARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR- RADYO VE TV PROGRAMCISI
İSTANBULDA BULUNAN BÜTÜN ADLİYELERDE UZMAN BİLİRKİŞİ


Bu şiirin hikayesi:

Yıllar önce, çok uzaklarda bir adam varmış. Bu adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiş ve yıllarca çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş. Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş. Yolda yürürken köşe başında birisi 'Bir nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe' diye bağırıyormuş. Adam düşünmüş: 'Nas...ıl olur, bir nasihati bin akçeye satarlar, ben yıllarca çalıştım ve sadece 3000 akçe biriktirdim' Bu ise pek akli ermemiş ama merak iste. Duramamış ve adama bin akçe vererek o nasihati satın almış. Nasihat ' KADERDE NE VAR İSE O ÇIKAR' ve yoluna devam etmiş... İlerde yine köse başında başka bir adam bağırıyormuş 'bir nasihat bin akçe' diye. Adam yine dayanamamış bin akçe de o adama vermiş ve ikinci nasihati da satın almış. İkinci nasihat da: GÖNÜL KIMI SEVERSE GÜZEL ODUR'… Son kalan bin akçesi ile de yoluna devam etmiş. Tam şehrin çıkışında yine köşe başında bir adam bir nasihati bin akçeye satıyor. Adam bir parasına bakmış, bir de nasihati satan şahsa, dayanamamış ve kalan son akçesiyle de o nasihatı satın almış. Son nasihatte: 'HİÇ BİR İŞ ACELEYE GELMEZ'. Parasız yoluna devam etmiş. Şehrin çıkışında büyük bir topluluk ile karsılaşmış. Topluluk telaş içindeymiş. Yaklaşmış ve oradakilerden birine neler olduğunu sormuş. Oradan birisi açıklamış, demiş ki: Burada şehrin tüm su ihtiyacını karşılayan bir kuyu var, ama kuyunun içinde de canavar var. Canavar suyu tutmuş, göndermiyor. Aşağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı. Şimdi herkes korkuyor aşağı inmeye' Adam düşünmüş ve ilk satın aldığı nasihat aklına gelmiş. 'KADERDE NE VAR İSE O ÇIKAR' aşağı inmeye karar vermiş. Aslında bu nasihatleri herkes bilir ama uygulayabilmemiz için belli bir bedel ödememiz gerekiyor. İnince canavar hemen yakalamış ve yerine götürmüş. Demiş ki: 'Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eğer sen bilirsen seni serbest bırakırım.' Bir dizine sarışın ve dünya güzeli bir kadın, diğer dizine de kurbağa koymuş ve 'söyle bakalım hangisi güzel? ' demiş. Adam düşünürken aklına ikinci aldığı nasihat gelmiş ve 'GÖNÜL KİMİ SEVERSE GÜZEL ODUR' demiş. Bu cevap canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar,kurbağanın gözlerine aşıkmış. Adamı salmış ve suyu bırakmış. Almışlar krala götürmüşler ve ağırlığınca altın vermişler. Adamımız yoluna devam etmiş ve nihayet evine varmış. Evinin camından içeri bakmış. Bir de ne görsün; karisi genç biri ile diz dize oturuyor. Hemen kılıcını çekmiş ve tam içeri girerken üçüncü nasihat aklına gelmiş 'HİÇBİR İS ACELEYE GELMEZ'. Kılıcını kınına koymuş ve içeri girmiş. Hoş beşten sonra karısına o genci sormuş. Kadın da: 'bey sen gittiğinde ben hamileydim ve bir oğlumuz oldu. Bu genç senin oğlun' demiş. “Kaderiniz Ve Yolunuz Açık Olsun, Hayat Acele Etmeye Gelmez. “
Kayıtlı

denizzz

  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 2267
  • sevgiden caydığım yerde,darıl bana...
Ynt: NESİHAT
« Yanıtla #9 : 29 Aralık 2011, 09:18:32 »

paylaşımınız için teşekkürler...hayat zaten öyle hızlı akıp gidiyorki, bari  bizim acele kararlarımız yüzünden heba olmasın :)
Kayıtlı
Ne alnımızda bir ayıp
Ne koltuk altında saklı haçımız
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz korkunç suçumuz...

                  Ahmet ARİF

muhsine

  • Super Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 731
Ynt: NESİHAT
« Yanıtla #10 : 29 Aralık 2011, 09:36:40 »

teşekkürler paylaşım için çok güzeldi.
Kayıtlı
Rüzgara yağmura güneşe aya ve bana yaşadığımı hatırlatan her şeye şükürler olsun

şükran

  • Yönetim Kurulu ve Modlar Bölümü
  • *
  • Çevrimiçi Çevrimiçi
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 1230
Ynt: NESİHAT
« Yanıtla #11 : 29 Aralık 2011, 15:38:45 »

teşekkürler paylaşım için
Kayıtlı

FİKRET GÜRSOY

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 14
İMTİHAN
« Yanıtla #12 : 01 Şubat 2012, 00:15:03 »

Bu dünya, bil ki bir imtihan
Gelip durduğumuz yer, bir han
Ölüm sana da gelir, ey Perihan
Hep çok çileler çekti, O Zişan

Kahırlanma, dilini tut, isyan etme
Egonu sakın, tatmin etmeye gitme
Arkadaşını, günaha düşüren yere itme
Nimetleri düşünerek, nankörlük etme

Ananı ve atanı say, bereket onlarda
Uğursuzluklar, hep geri kalanlarda
Rahmet ise Allah aşkına, varanlarda
Ruhun kirlenmesi, günaha dalanlarda

Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma
Senin değilse, daldan koparılan elma
Günaha girmene sebeptir, işte bu elma
Bilgi seni çıkaracaktır aydınlığa, Selma


27.01.2012
Fikret GÜRSOY
ARAŞTIRMACI-YAZAR-ŞAİR-RADYO VE TV PROGRAMCISI
İSTANBULDA BULUNAN BÜTÜN ADLİYELERDE DÖRT DALDA
UZMAN BİLİRKİŞİ


Bu şiirin hikayesi:

İmtihanı kolaylaştırmanın yolu nedir? Bela, Yunus Peygamberin (as) kavminin yaşadığı gibi bir geliş sinyali verdiyse, derhâl toparlanırsınız. Diyelim ki kaza, yangın, ihanet, boşanma, iflas olmadı ama gerilimlere, aksiliklere bakılırsa az kalsın olacak. Tam ucunda duruyorsunuz. İlahî Rahmet önceden işaretler göndererek sizi kurtarmak istiyor. Çare nedir? Kurtuluşun yolu aynı anda dört adımla ilerlemektir: 1) İmtihana öfkelenme, isyan etme, eseflenme, kahırlanma, dilini tut ve sabret. Allah’ın manevî huzurunda dur ve egonu ayaklarının altına al. 2) Samanyolu’nu döndüren Kudret’in, zamanı gelince seni kurtaracağına tam güven. 3) Eğer seni o imtihana düşüren günahların ise, onları ara, bul, düzelt ve tövbeye sarıl. 4) Sana Kerim Rabbinin lütfettiği nimetleri hatırlayarak sabah akşam ilahî şefkatine şükret. 'İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler.' 'Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır.' 'Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir.' ... 'Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.' 'Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin, deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...' 'Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki âlime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene acı! ...' 'Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.' 'Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilenin iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek) derler.' 'En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. ' 'İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkamaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar, lâf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost düşman olur; Düşman canavar kesilir...' 'Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturulur.'
Kayıtlı

sakaryalı

  • Yeni Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 38
Ynt: Fikret Gürsoy Şiirleri
« Yanıtla #13 : 01 Şubat 2012, 16:03:09 »

çok güzüe şiir paylaşım için teşekkürler
Kayıtlı

GoogleTagged - Etiketler

 

Benzer Konularımız

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
124 Yanıt
5554 Gösterim
Son İleti 15 Mayıs 2012, 12:55:56
Gönderen: Destek
40 Yanıt
4348 Gösterim
Son İleti 26 Temmuz 2010, 13:37:31
Gönderen: ^Türkan^
1 Yanıt
1954 Gösterim
Son İleti 26 Aralık 2011, 15:56:57
Gönderen: hayatvehakan
8 Yanıt
772 Gösterim
Son İleti 12 Ocak 2012, 17:23:39
Gönderen: Destek
57 Yanıt
1935 Gösterim
Son İleti 07 Aralık 2011, 17:49:34
Gönderen: şükran