Vallaha bırakmaz Üye Ol

Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi

LÜTFEN GİRİŞ TIKLA VEYA ÜYE OLMAK İSTİYORUM TIKLA.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Gönderen Konu: Deniz Haber...  (Okunma sayısı 30732 defa)

0 Üye ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #30 : 10 Temmuz 2010, 09:29:04 »




Müziğin gerçekten ne olduğunu bilen insanlardan müzik dinlemek ayrı bir keyif verir. Denizin gerçekten ne olduğunu bilen ve onu yaşayan birinden de denizi... 
   
"Yıldız Seyrini öğrenmek İstiyorum"
                                               
Demir Demirkan

 
O fırtınadan nasıl kurtulduk

 
Uzun uzun anlatmaya gerek yok... Bugüne kadar yaptığı harika işlere bakınca anlıyor ve hissediyor insan. Ama Demir Demirkan’la tanışınca insanın hayranlığı bir kat daha artıyor. Müziğin gerçekten ne olduğunu bilen insanlardan müzik dinlemek ayrı bir keyif verir. Denizin gerçekten ne olduğunu bilen ve onu yaşayan birinden de denizi... Kışın kendini hissettirdiği soğuk bir günde sıcak bir sohbetle ikisini birden sunan bir deniz aşığının anlattıklarını size aktarıyorum... Demir Demirkan’a ve orada olmadığı halde sohbetimizin en güzel kısımlarını süsleyen Sertab Erener’e sevgiler...

Deniz tutkusu nasıl başladı?           

- Beş yaşındayken. Yazları Çeşme’de geçirmeye başladığımız zamanlar yani. Sakızlı Koyu denen yerde geçirirdik yazlarımızı. Orada her zaman botlar, zodiac’lar, windsurf’ler vardı. Tekne merakı o zamanlardan başlar yani.

Peki nasıl büyüdü bu tutku?         

- Sonra bir gün babam kendini emekli etti, “Ben tekne yapacağım” diyerek Bodrum’a gitti. Bir gulet yaptı. O guleti yaparken de tersaneyi satın aldı. Birkaç gulet daha yaptı. Ben de tersaneye gide gele tekne nasıl yapılır, ne malzeme kullanılır, bütün detayları öğrendim neredeyse. Sonuçta işin mantığını bilince, denize meraklı da olunca, tekneyle aranın kötü olması mümkün değil. Biraz da windsurf sayesinde rüzgar bilgim olduğundan yelkenlilerle aram hep iyi oldu. Gemicilerimiz olmasına rağmen tekneyi yanaştırma, limandan çıkma gibi görevleri hep ben üstlenirdim.

GEÇEN YAZ BİRKAÇ FIRTINAYA YAKALANDIK
     
Hangi yaşlarda oluyor bunlar?

- 15 falan herhalde. Liseye gidiyorum, her yaz Ege-Akdeniz bütün koylara girip çıkıyorduk. Sonra üniversitede vakit bulamaz oldum. Daha doğrusu üniversite bitince Los Angeles’ta yaşamaya başladım. Deniz tamam da tekne mekne hak getire tabii. Kendime zor yetiyordum. Türkiye’ye dönünce yine alevlendi aşkım. 12 metrelik bir gulet aldım kendime, birkaç yaz öyle geçti. Bir sürü maceramız vardır. Tek direkli şirin bir tekne, “Shaman”. Kapat motoru, öyle süzülsün. Sonra o tekne küçük gelmeye başladı, sattık. Fiber bir yelkenli mi, o mu bu mu derken iyice tekneler içine gömüldüm. Böyle başladı işte. Uzun bir hikaye ama ancak bu kadar kısaltılır.



Tercih yelkenli mi motoryat mı?

- Ya işte... Onu ben de kendime hâlâ soruyorum bazen. Özlediğimizde yelkenli de kiralıyoruz. Ama yelkenlideyken doğaya tâbi olma durumu var bildiğin gibi. O durumda da özellikle kısıtlı vaktin varsa biraz sıkıntı yaratabiliyor. Hani rüzgar kesildiğinde veya arttığında kontrol yine motora geçiyor ya, sonuçta motoryata dönüyor sistem sanki. Ama eğer içinde yaşama durumu olacaksa fiber bir yelkenli yerine ahşap bir tekne, mesela bir Colin Archer’ı her zaman tercih ederim. Hatta ben Norveç’ten Colin Archer planları getirtmiştim Bodrum’daki tersanede yaptırmak için... Adamlar baktı planlara, “Biz bunu yapamayız abi” dediler. Orada bu işler babadan oğula geçiyor, yıllardır yapıyorlar tekneleri. Öylece bitti Colin Archer sevdam.

Şimdi bir trawler’ınız var...

- Trawler çok başka tabii ki... Kısa bir süren, mesela sadece bir ayın varsa, planı ona göre yapıyorsun. Çok şiddetli bir fırtına da olmadığı takdirde, hava esti esmedi demeden basıp gidiyorsun her yere. Ve nitekim geçen sene birkaç fırtınaya yakalandık tekneyle ama maşallah bana mısın demiyor, gidiyor bizimki.



KAHVALTISINI KENDİ HAZIRLAYAN BUYURSUN

Trawler bana “işi bilen insanların teknesi” olduğunu düşündürmüştür. Aynı fikirde misiniz? Ne işin şov kısmında ne de umursamaz bir havada, öyle değil mi?

- Kesinlikle... Mesela tekneleri çok iyi bilmeyen insanlar, bir yerde bağlı durduğumuzda sağına soluna bakıp, inceleyip “bu ne acaba” diye soruyorlar. Bir de bizimki tugboat gibi. Hani tug’ların burnu biraz daha geniş gelir, biraz yüksektir ya, biraz öyle işte. ınsanlar “siz bunu römork’tan mı çevirdiniz?” diye soruyorlar. Biraz değişik geliyor ama her tür havada her tür yola gidiyor bizimki. Mesela içinde sadece bir kamara var. Tamamen custom yani. Her şey benim tercihime göre. Bu tek kamaranın açıklaması da şu. Ben sonuçta hep tekne işleriyle haşır neşir bir insan olduğumdan biliyorum da, insanın teknesi oldu mu, hele de büyük ve kalınabilecek şekildeyse, o teknede arkadaş misafir ağırlamak da bir o kadar zorlayıcı oluyor. Yanlış anlaşılmasın, teknede arkadaşlarımızla birlikte olmayı çok seviyoruz ama...

Yatıya kalmasınlar diyorsunuz yani!

- Evet, aynen öyle... Ama onlar da biliyorlar bunu. Zaten bizim teknede görevli yok, biz yapıyoruz her şeyi. Sabah kahvaltınızı kendinizin hazırlayacağını kabul ediyorsanız kalıyorsunuz bizim teknede. Sonuçta pek çok arkadaşımız bu koşullarda kalmamayı tercih ediyor. Bu bizim aramızda bir alay konusu ama teknesi olan herkes anlayacaktır beni.

Doğru ve mantıklı... Böylece sizin kamara herhalde suit gibi?

- Eh evet, biraz büyük tabii... Yani kamaramız dışında salon diyebileceğimiz kısımda yatağa dönüşebilen bir koltuğumuz var. Hatta geçenlerde arkadaşlarımız gelip bir hafta kaldılar bizimle, ama onlar da sokakta yatmayı tercih edecek hale geldiler herhalde!



YILDIZ SEYRİNİ DE ÖĞRENMEK İSTİYORUM

Teknenizde stüdyo da kuruyormuşsunuz...

- Teknenin içinde stüdyonun yeri var. Bütün fişler, prizler hazır duruyor. Portable bir stüdyodan bahsediyoruz zaten. Artık her şey çok kolay, bir bilgisayar bile yetiyor. Yani final product’ı çıkarabileceğin bir sistem veya yer diyelim. Tabii teknede daha çok yazma, yaratma, aranjman kısımları olabiliyor.

Peki bu tekneden, yani Panacea’dan çıkan bildiğimiz bir parça var mı?

- Özge Fışkın gelmişti geçen yaz, onun şarkısını çalabilmiştik sadece.

Panacea’yla ilgili hedefler neler?

- Teknenin içini değiştirmek, daha çok yaşanabilecek bir hale sokmak istiyoruz. şu anki haliyle çok marine diyebileceğimiz bir halde. L koltuk, yemek masası düzeneği falan... Daha sıcak bir dekorasyon peşindeyiz. Bir de kendimi geliştirmek ve ehliyetimin derecesini artırmak için yıldız seyrini öğrenmek istiyorum.

TEKNEDE YEMEĞİ  SERTAB YAPIYOR

Sertab Hanım’ın tekne ve denizle arası var mıydı?

- Benimle oldu işte biraz... Önceki teknede her şeyi kendisi yapardı. Tekneyi o bağlardı, atlardı suya, karaya yüzer koltuk alırdı. Bu teknede de her şeyi kendimiz yapıyoruz, görenler şaşırıyor. Mesela bir koyda başka teknelerle yan yana bağlı olduğumuzda, tekne sahipleriyle tanışıp sohbet etmeye başlıyoruz, bize soruyorlar “Yemekleri kim yapıyor?” diye. “Sertab yapıyor” deyince “Ne? Bizim hanıma söylesen hayatta yapmaz” diyorlar.

http://www.denizhaber.com/ROPORTAJ/21205/20/demir-demirkan-yildiz-seyri-tekne.html
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #31 : 12 Temmuz 2010, 09:46:17 »



Kızaran Körfez’de bütün canlılar öldü...
 

İzmit Körfezi, özellikle 17 Ağustos 1999 tarihindeki büyük deprem felaketinden bu yana en sahipsiz dönemini yaşıyor.


İzmit Körfezi, özellikle 17 Ağustos 1999 tarihindeki büyük deprem felaketinden bu yana en sahipsiz dönemini yaşıyor. Gerekli denetimlerin yapılmadığı Körfez’de suyun renk değiştirmesini “Isı değişimine bağlı biyolojik olay” olarak nitelendirip, sorumluluktan kaçan yetkililer, önceki gece ve dün sabah yaşanan deniz canlısı ölümleri karşısında bakalım ne diyecekler.

DENİZDE NE VARSA ÖLDÜ

Önceki gün akşam saatlerinden itibaren İzmit sahilinde dolaşanlar gözlerine inanamadılar. Körfez’de zaten doğru dürüst balık kalmamıştı. Pis denizde varlığını sürdüren kaya balıkları, denizyıldızı ve denizkestaneleri, hatta kaya midyeleri bile topluca karaya vurdular, telef oldular.

MUTLAKA ZEHİR VAR

İzmit Körfezi’nde en azından son 10 yıldan beri böylesine büyük balık ve deniz canlısı ölümü gözlenmemişti. Balıkçılar, kesinlikle denizde kimyasal zehir bulunduğunu öne sürüyorlar. Ama ilimiz yetkilileri gayet rahat. Ne Büyükşehir Belediyesi, ne Çevre ve Orman Müdürlüğü gerekli denetimleri yapmıyorlar.

SORUMLULARI BULABİLİR MİSİNİZ?

İlimizde dereler kirlenir, balıklar ölür. Çayırlar zehirlenir, Boğalar telef olur. İzmit Körfezi’nde toplu balık ölümleri yaşanır. Yetkililer sözde gidip numune alır, tahlile gönderirler. Ama bu tahlillerden de bir sonuç çıkmaz. İzmit Körfezi’nde önceki akşam ve dün görülen toplu ölümlerin sorumluları acaba bulunabilir mi?.. Bulunsa ne olacak?. Bu sistem onları cezalandırabilir mi?

http://www.deniztv.com/HABER/23127/1/izmit-korfezi-canli-balik-olum.html
Özgür Kocaeli 
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #32 : 14 Temmuz 2010, 09:16:09 »



Keserle yapılan teknelere büyük ilgi

Büyükböcek ailesi 3 nesildir dededen görme yöntemle keserle tekne yapmaya devam ediyor. Osmanlı’nın savaş gemileri ve saltanat kayıklarının yapıldığı ilçede tekne yapım ustalarının azalmasından şikayet ediliyor. İlçede 2005 yılına kadar 17 tezgah bulunurken, bugün tezgah sayısı 12'ye düşmüş durumda. Yaklaşık 40 senedir geleneksel olarak İstanbul ve Çanakkale’ye balıkçı teknesi, yat yaptığını belirten Hasan Büyükböcek, sağlığı elverdiği sürece yat yapacağını belirtti. Büyükböcek, "Ben bu mesleği babamdan öğrendim.

İlkokulu bitirince babamın yanında çırak olarak bu işe başladım. Genelde İstanbul ve Çanakkale'ye balıkçı teknesi veya gezi teknesi yapıyoruz. Tabi bunun yanı sıra başka illerden de sipariş alıyoruz. Hollanda, İsviçre ve Almanya'ya yat yaptık. Siparişler bize tavsiye üzerine geliyor. Kurucaşile'de yapılan tekneler işçilik ve malzeme kalitesi ile tercih sebebi.”

OĞLU HEM ALAYLI HEM DE MEKTEPLİ

 İki oğlundan birinin yanında hem okuyup hem de çıraklıkla bu işi yaptığını belirten Hasan Büyükböcek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Oğlum Mehmet Kurucaşile Denizcilik Meslek Lisesi Gemi İnşaat Bölümü'nü okudu. Kışın okulunu okudu yazın benim yanında çalıştı. Ayrıca 2 yıllık Denizcilik Meslek Yüksek Okulu'nu bitirdi. Bir yandan geleneksel şekilde tekne yapılmasını diğer yandan da işin bilgisini alıyor. Ama diğer oğlumu bu işe sokmadım. Çünkü artık bu işi sonu yok. Yavaş yavaş mesleğimiz ölüyor. Babam bana ben de oğluma öğrettim mesleğin püf noktalarını. Son 5 yılda 5 atölye kapandı. Artık ustalar yetişmiyor, kimse oğlunu bu işe sokmuyor. Çünkü para kazanılmıyor."

Bir gezi teknesinin yaklaşık 1,5 ayda teslim edildiğini ifade eden Büyükböcek, bu tür teknelerin fiyatının 25-30 bin TL arasında olduğunu söyledi.

"KESERİMİZ OLMAZSA OLMAZ"

 Tekne yapımında en önemli aletin keser olduğunu belirten Hasan Büyükböcek, tekne yapımının püf noktaları ile ilgili şunları dile getirdi: "Bizim işimizde en önemli alet keserdir. Keser olmazsa olmazdır. Kurucaşile’de yapılan teknelerin tutulmasının en önemli nedeni kaliteli ve sağlam olmasıdır. Bizim teknelerimiz kestane ağacından yapılıyor. Ağaçları Samsun tarafından alıyoruz. Çünkü bizim arazilerimiz Orman İşletme Müdürlüğü'ne ait. Halbuki Samsun tarafında özel kişiler tarafından kestane üretimi yapılıyor.

Biz teknelerimizi babadan öğrenme şekli ile yapıyoruz. Babamızdan öğrendiğimiz bilgileri kafamıza yazıyoruz. Bir teknenin boyu ne olursa eni ne olur, bunu hep göz usulü tecrübelerimizi ve ustalardan aldığımız bilgileri uygulayarak yapıyoruz. Bizim plan ve projemiz kafamızda. Tabi bunun yanında plan ve projeleri olan tekneler gelirse onu da tekniğine uygun yapıyoruz. Mesela eskiden çivi olmadığı için ağaç kavalyelerle yapılırmış, daha sonra kalaylı çiviler, şimdi ise çelik çivi veya vidalar kullanılıyor. Ama tekne yapımında kullandığımız aletlerin çoğunluğunu el aletleri oluşturuyor. Çok az elektrikli alet kullanıyoruz."

"AĞAÇ TEKNE FİBER TEKNELERE NAZARAN DAHA SAĞLIKLI"

Fiber teknelere nazaran ağaç teknelerin daha sağlıklı olduğunu belirten Hasan Büyükböcek, "Ağaç tekneler fiber teknelere nazaran daha sağlıklı ve sağlamdır. İyi bakımı yapıldığında ve her sene gereken bakımı yapıldığı zaman 30-40 yıl gider. Halbuki fiber teknelerin ömrü kısadır. Mesela bir fiber tekne ile çarpışıldığı zaman kırılmaz patlar. Ama ağaç tekne patlamaz sadece çarpma olan yer zarar görür, onu da ağaç ile kapatmak mümkündür. Mesela bu kaza deniz ortasında olduğu zaman kırılan yeri kapatıp en yakın limana kadar gidebilirsiniz. Ağaçta kanser yapan malzeme yok, ama fiber teknelerde bu bulunuyor.” diye anlattı.

"BİR SANAYİ SİTEMİZ OLSUN"

Kurucaşile'de teknelerin evlerin altlarında yapıldığını belirten Hasan Büyükböcek, bir sanayi sitesi yapılmasını istedi. Böyükbicek, yetkililere şöyle seslendi: "Eskiden öküzünü satan denize kayık yaptırmaya gelir denirdi, şimdi ise otomobilini satan kayık yaptırmaya geliyor. Kayıkları yapan ustalar ya evlerinin altında ya da tarlalarında yapıyor. Eğer bizim bir sanayi sitemiz olursa daha iyi iş yaparız. Tekne siparişi vermeye kalkanlar dağ taş gezip tekne yapımcısı aramazlar. Bazı yaptırmak isteyenler ise bizleri bulamadıkları için gidiyorlar. Bir sanayi sitemiz olursa rekabet olur. Ustalar arasında dayanışma olur. Gelen müşterilerimiz daha çok usta görür. Rekabet olur, rekabet de kaliteyi getirir. Devlet desteği olur.

Geçen sene festivalimize gelen Ulaştırma Bakanı'mız Binali Yıldırım bize bu konuda destek olacağını söylemiş idi. Sanayi sitesi yapılacak hazine arazisi de hazır. Tekneönü, Kapusuyu ve Kurucaşile’nin geçim kaynağı bu. Sadece Kurucaşile de 30 aile bu işten ekmek parasını kazanıyor." 78 yaşındaki ahşap tekne ustası Ali Büyükböcek ise bu işi 70 yıl yaptığını belirterek, "Ben 450-500 tonluk çektirme (ağaç yük gemileri) yapardım, ama bunlar daha sonra İstanbul’a girmeleri yasaklanınca işi balıkçı ve gezi teknelerine döndürdük. Gözümden rahatsızlanınca işi bıraktım. Bizim işte göz çok önemli. Bu işi göz ucu ile yaparsın. Şimdi ise çocuklara bilgilerimi aktarıyorum. Benim ustalarım da Osmanlı Devleti'ne saltanat kayıkları ile donanmaya gemi yaparlarmış.” dedi. Bartın'ın Kurucaşile ilçesinde 2002 yılından beri 16 ve 17 Temmuz tarihleri arasında Ahşap Tekne ve Yat festivali yapılıyor. Festivalde amaç ise ahşap tekne yapımcılığını yaşatmak ve bu konuda Türkiye’nin dikkatini çekmek. Bu yıl düzenlenecek festivale Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın katılacağı belirtildi.

http://www.deniztv.com/HABER/23183/12/bartin-kurucasile-agac-tekne-.html
Star Gazetesi
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #33 : 14 Temmuz 2010, 09:27:21 »



TEHLİKE SAÇIYORLAR
 

Boğazda, Gemi Kazalarının Olma İhtimali Bir Hayli Yüksek.

Türk boğazlarından geçen yabancı gemilerin oluşturduğu çeşitli tehlikeler her geçen gün artıyor.Yaz aylarının gelmesi ile adeta İstanbul trafiğini andıran boğazda, gemi kazalarının olma ihtimali ise bir hayli yüksek. 

Türk boğazlarından geçen yabancı bayraklı gemiler,Marmara Bölgesi'nde bir limana uğramayacaksa ve demir attığı yerde 48 saatten fazla beklemeyecekse, Montrö Sözleşmesine göre kılavuz kaptan almıyor.

Bu gemiler boğazdan geçen gemilerin yüzde 60'ını oluşturuyor.Yapılan araştırmada boğazda meydana gelen kazaların yüzde 93'ünü, boğazdan transit geçen ve kılavuz kaptan almayan gemiler yüzünden oluyor.

Özellikle yaz aylarının gelmesi ile artan boğaz trafiği, deniz kazalarının olma ihtimalini yükseltti. Bu gemilerin İstanbul ve Çanakkale Boğazı'ndan geçerken bıraktıkları atıklar ise denizlerimizi olumsuz yönde etkiliyor.

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği Bölüm Başkanı Profesör Necmettin Akten, boğaz trafiğine dikkat çekerek önlem alınması konusunda uyardı.

Profesör Necmettin Akten, özellikle Karadeniz'den gelen yabancı gemilerin, boğazlarımızdan geçerken oluşturduğu deniz kirliliğine dikkati çekti.

Doğa Savaşçıları Çevre Koruma Derneği Başkanı Zafer Murat Çetintaş ise, boğazlarda oluşan tehlikelerin önlenmesi için teknolojik önlemlerin biran önce alınmasını ve eğitimli eleman sayısının arttırılmasını gerektiğini belirtti.

http://www.yabantv.com/haber/4224-tehlike-saciyorlar.aspx
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #34 : 16 Temmuz 2010, 08:40:50 »



Boğaz'a atıksu girişi engellenecek
 
Topbaş, İstanbul’un deniz kirliliği sorununu çözecek yeni projelerini anlattı


İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Boğaz çevresinde İstanbulluları rahatsız etmeden tüneller kazarak dev çevre yatırımları yaptıklarını belirterek, "Gözle görülmeyen teknolojik çalışmalarla 3 yıl içinde Boğaz'a atıksu girişini tamamen engelleyeceğiz" dedi.

Başkan Topbaş, 7 bin 354 metre uzunluğundaki "Kavacık-Paşabahçe-Beykoz Atıksu Tüneli"nin 1. kısmının tamamlanması nedeniyle Beykoz'da düzenlenen törene katıldı. Törende konuşan Topbaş, İstanbul'un eski güzelliklerine kavuşması için çevre alanında çok büyük yatırımlar yaptıklarını belirterek, geçmişte kirletilen İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Karadeniz sahillerini bir bir atıksu tehdidinden kurtardıklarını söyledi. Teknolojik çalışmalarla çok sayıda dereyi de ıslah ettiklerini hatırlatan Başkan Kadir Topbaş, hedeflerinin bir deniz kenti olan İstanbul'un bütün denizlerinden İstanbulluların istifade etmesi olduğunu ve bunu büyük ölçüde başardıklarını söyledi.

Yıllarca bozuk havalarda Boğaz'ın her iki yakasındaki yalıların hemen hemen tamamının foseptiklerinden denize deşarj yapıldığını, kendi dönemlerinde boru itme metoduyla trafiği aksatmadan kanala bağlanarak İstanbul Boğazı'na kirli su girmesini engellediklerini anlatan Başkan Topbaş, şöyle konuştu;
"Hedefimiz 3 yıl içerisinde Boğaz'a bir damla atıksu girmemesini sağlamak. Bütün yaptığımız yatırımlar bunun için. İstanbul'un birçok yerinde ileri derecede biyolojik arıtma tesisi inşaatları devam ediyor. Özellikle Ataköy Ayamama Deresi üzerindeki günlük 400 bin metreküp kapasiteli biyolojik arıtmamız bitti ve devreye girdi. Artık Tavukçu ve Ayamama Dereleri Marmara Denizi'ni kirletmiyor. Aynı şekilde günlük 400 bin metreküp kapasiteli Ambarlı Biyolojik Arıtma Tesisi inşaatı da ediyor.

Kanalizasyon sularını bu arıtma tesislerine ulaştırmak için içinden araba geçen devasa tüneller yapıyoruz. Sadece İSKİ'nin dönemimizde yaptığı yatırımların toplamı 6 milyar TL civarında. Bu seneki yatırım programı da 2 milyar TL'ye yakın. Hamdolsun dönemimizde 128 kilometre dere ıslahı yaptık ve devam ediyoruz. Tüm atıksuları topluyoruz. İstanbul'u İstanbulluların yaşamaktan memnun olacağı mutlu olacağı bir şehir haline getiriyoruz,Ama bazı kesimler var ki, yiğidi öldürüyorlar, ama hakkını vermiyorlar."

Habertürk 

http://www.deniztv.com/HABER/23210/3/bogaz-atiksu-tuneli-atiksu-deniz-deniz-kirliligi-istanbul-kanalizasyon-sulari-beykoz-pasabahce-kavacik.html
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #35 : 20 Temmuz 2010, 07:06:03 »




Denizden şişeyle servet çıktı

Deniz dibinden şişesi 90 bin TL'lik şampanya çıktı


İsveç ile Finlandiya arasında Baltık Denizi'ndeki bir gemi enkazından 230 yıllık "hiç bozulmamış, bilakis enfes lezzetle şampanya" çıkarıldı.

Aland Adaları yakınında bulunan gemi enkazı ve şampanya hakkında bilgi veren İsveçli derin dalış öğretmeni Christistian Ekström ile İsveçli şarap uzmanı degüstatör (tadımcı) Carl-Jan Gdankvist, "1780'li yıllardan tahmin edilen, bulunan 30 şişeden alınan numune, mantarlar hiç bozulmamışsa, şişe başı 50 bin Euro'ya (90 bin TL) satılabilir.

Şampanya tadı olağanüstü enfes" dediler.

Geminin bandırası ve şarabın kaynağı için Fransız uzmanlarına başvuruldu.
 
http://www.deniztv.com/HABER/23240/19/deniz-sise-sampanya.html
Habertürk
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #36 : 20 Temmuz 2010, 08:23:46 »







BOĞAZ'DA VAHŞİ BALIK
 

       
Tankerler Okyanuslarda Doldurdukları Suları Boğazlar'a Bırakıyor


Boğazlar'ı kurtarmak için düğmeye basan Türkiye, 18 enerji devini İstanbul'daki zirvede topladı. Şirketlere olası bir tanker kazasının İstanbul'da faciaya neden olacağı vurgulanırken, Boğaz'ın ekolojik dengesinin şimdiden alt üst olduğu ifade edildi.

Tankerlerin okyanuslardan getirdiği ve Boğazlar'a boşalttığı deşarj suları ve zehirli atıklar nedeniyle vahşi balık, zehirli deniz anası ve kırmızı alg türlerinin patladığı fotoğraflarla gösterildi. "Böyle giderse İstanbul Boğazı yüzmeye dahi kapanır" uyarısı yapıldı.

Önceki gün gerçekleşen Boğazlar Zirvesi'nde enerji şirketlerine çevre brifingi verildi. Çevre Bakanlığı yetkilileri, sunumda, Boğazlar'dan geçen tankerlerin okyanuslardan aldığı yıllık 1.5 milyon ton deşarj suyunu Boğazlar'a bıraktığının altını çizdi. Bu sularla gelen başta 'chysaora ve hysoscella' türleri gibi birçok vahşi ve Boğaz'ın ekolojik yapısına aykırı deniz canlılarının İstanbul'da karakterist canlıları yiyerek ekolojik dengeyi bozduğu ortaya konuldu. Sunumda, şu uyarı yapıldı: "Balans suları ile taşındığı bilinen zararlı alg patlamasına neden olan kırmızı alg türleri, Marmara Denizi'nde toplu balık ve deniz canlısı ölümüne neden oluyor. Bölgedeki 15 milyon habitat canlısı risk altında."

GEMİLER ATIK YAYIYOR

İstanbul ve Çanakkale Boğazları'ndan geçen yük gemilerinin yüzde 10'u, petrol tankerlerinin ise yüzde 20'si atık veriyor. 2009 verilerine göre Boğazlar'da toplanan atık miktarı 175.278 m3. Ayrıca petrol tankerleri yıllık 1.5 milyon ton suyu Boğazlar'a deşarj ediyor.

İSTANBUL ÖNEMLİ GEÇİŞ NOKTASI

Dev şirketlere İstanbul'un önemi şu sözlerle anlatıldı: lİstanbul Boğazı, Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan tek su yolu l'Akdeniz'de Ortak Öneme Sahip 100 Tarihi Sit Alanı' listesinde UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde 2010 Avrupa Kültür Başkenti lBoğazlar'daki tarihi, arkeolojik yapılar içinde lDeniz ekosistemi için biyolojik koridor bölgesi lBalıkçılık, turizm vb. faaliyetler yoğun şekilde sürdürülüyor lDünyada nüfusun en yoğun olduğu yerleşim yerleri arasında lMarmara Denizi kapalı bir iç deniz olup hassas ve geri kazanılması çok zor bir ekosisteme sahip. 


http://www.yabantv.com/haber/4216-bogaz-da-vahsi-balik.aspx
Kayıtlı

BARIŞ

  • Moderator
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 2048
    • www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #37 : 20 Temmuz 2010, 11:38:43 »

bu tür şampanyalarınyanında kılıç da çıkıyo mantarını açıpta değilde kafasına vurulupta açılıyo bizim gibi garibanların zulasında olmayacak türden  Hehe filmlerden görüyoruz işte sağol harun abiii bigün altılıdan yada sayısalı tutturursam girerim bi müzayedeye artık  Hehe
Kayıtlı
canım sıkkın ßu araLar ..kendi dünyamın çaresizLiği içerisinde...daLıp gidiyorum..

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #38 : 21 Temmuz 2010, 09:46:16 »




ODTÜ’den balık istilasına önlem


ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Kızıldeniz’den gelen ve yerli balık türlerini yok olma tehdidiyle karşı karşıya bırakan türlerin çoğalımını engellemek için çalışma başlattı.
 

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü araştırmacıları, Kızıldeniz’den gelen ve Türk halkının lezzetine alıştığı yerli balık türlerini yok olma tehdidiyle karşı karşıya bırakan deniz anası, balon, gümüş, iskarmoz gibi istilacı türlerin Akdeniz’deki yayılım hızını engellemek için bilimsel çalışma başlattı.

Akdeniz’in balık türlerinin yumurtlama, yaşam ve beslenme alanlarının tek tek belirlendiği araştırmada, sayılarının 50 yıl içinde 3 bini bulacağından endişe edilen istilacı balıkların üremesinin engellenmesi, yerli balıkların da çoğalması için avlanma dönemleri belirlendi.

Uzmanlar, avlanma dönemlerine uyulmaması halinde yerli balık türlerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması uyarısında bulundu. Mersin’in Erdemli ilçesinde kurulu ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Cemal Gücü, Süveyş Kanalı’nın açılmasının ardından 1960’lardan sonra Akdeniz’e yeni türlerin girmeye başladığını anlattı.

Bu türlerin bir kısmının yeni lezzetler olması dolayısıyla o yıllarda makbul sayıldığını dile getiren Gücü, ancak bu türlerden bir kısmının da tehlikeli türler olduğunu söyledi.

Projelere ödül verildi

ÇANKAYA Belediyesi ve Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü iki projeyi birlikte yaşama geçirdiler. Projeye katkı sunanlara düzenlenen törenle plaket verildi. Törene Çankaya Belediyesi Başkan Vekili Fazıl Güleken, Başkan Yardımcıları Eser Atak, Savaş Yorgancı, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Üst Sorumlusu Deran Atabey ve Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu ile proje ekibini oluşturan öğrenciler katıldı.

http://www.deniztv.com/HABER/22930/13/balikcilik-akdeniz-yerli-baliklar-kizildeniz-istilaci-baliklar-deniz-anasi-balon-gumus-iskarmoz-odtu.html

Hürriyet 
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #39 : 21 Temmuz 2010, 09:48:42 »

bu tür şampanyalarınyanında kılıç da çıkıyo mantarını açıpta değilde kafasına vurulupta açılıyo bizim gibi garibanların zulasında olmayacak türden  Hehe filmlerden görüyoruz işte sağol harun abiii bigün altılıdan yada sayısalı tutturursam girerim bi müzayedeye artık  Hehe

Barış'ım ne yapalım bizde papazkarası şarabına devam ederiz... Hehe
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #40 : 24 Temmuz 2010, 09:43:23 »



BALİNA TEKNEYE SIÇRADI !
 


Teknedeki Çift Olaydan Yara Almadan Kurtuldu.


Güney Afrika sahillerinde, bir balina seyir halindeki teknenin üzerine sıçradı. Teknedeki çift olaydan yara almadan kurtuldu.

Güney Afrika kıyılarında yelkenli tekneyle denizin tadını çıkaran bir çift, havaya sıçrayan genç bir balina teknelerinin üzerine düşünce şaşkına döndü.

Kız arkadaşı Paloma Werner ile birlikte denize açılan Ralph Mothes, Cape Town açıklarında yaşanan olaydan yara almadan kurtuldukları için çok şanslı olduklarını söyledi.

Balinayı olaydan yarım saat önce fark eden çift, hayvanın bir anda denizden sıçrayarak onlara doğru geldiğini gördüklerini, ancak böyle bir şey beklemediklerini kaydetti.

Genellikle gemilerin önünde ya da arkasında şovlarını bitiren türdeşlerinin aksine hızını alamayan genç balinanın 3'üncü ya da 4'üncü sıçrayışında teknenin üzerine düştüğünü belirten çift, balinanın direği ve kabinin üst kısmını kendisiyle birlikte götürürken, derisinin bir kısmını teknede bıraktığını ifade etti.

Teknenin çelikten yapıldığını bu nedenle batmadığını bildiren çift, "Şayet fiberglass olsaydı şu anda ölmüştük" diye konuştu.

Çevre ve turizm yetkililerinin balinanın agresif bir tutumu olup olmadığını araştırdıkları belirtildi.


http://www.yabantv.com/haber/4431-balina-tekneye-sicradi-.aspx


Kayıtlı

^Türkan^

  • Yönetim Kurulu
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 12056
  • www.engelsizdostlar
    • Engelsizdostlar
Deniz Haber...
« Yanıtla #41 : 24 Temmuz 2010, 10:35:37 »

Fotoğraf gerçekten çok ürpertici.Kocaman bir hayvan.Ucuz kurtulmuşlar.
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #42 : 26 Temmuz 2010, 10:04:25 »



İstanbul'da son 20 yılda çevre kirliliği nedeniyle Adalar dışında gidilecek plaj kalmazken, kadınların ve erkeklerin ayrı ayrı yüzdüğü plajlar rağbet görmeye başladı...
 

Deniz tertemizdi

İstanbul’da 1930’lu yıllarda deniz tertemizdi ve kıyılarda kumlar inci gibi parlıyordu. O yıllarda kıyılara sahil kumlarını çekmek için taka ve motorlar yanaşmazdı.

Denizin üstünde ne bir pet şişe ne naylon parçaları ne de mazot tabakaları görmek imkansızdı. 1923 yılında kurulan Cumhuriyetimizin ilk yıllarında İstanbul’un hem Anadolu hem de Avrupa yakasındaki plajlarda kadın ve erkekler birlikte deniz ve kumun keyfini çıkarıyordu.

Plaj kalmadı

Kumkapı, Samatya, Salacak, Fenerbahçe ve Moda gibi birçok plajda kadın ve erkekler bir arada hiçbir sorun yaşamadan denizin keyfini çıkarıyordu. İstanbul’da son 20 yılda çevre kirliliği nedeniyle Adalar dışında gidilecek plaj kalmazken kadınların ve erkeklerin ayrı ayrı yüzdüğü plajlar rağbet görmeye başladı. İstanbul’un sıcaktan kavrulduğu bugünlerde çareyi Boğaz’ın serin sularında arayanların arasında tek bir kadın bile olmaması dikkat çekti.

http://www.deniztv.com/HABER/23312/7/deniz-deniz-temizligi-kumsal-plaj-ada.html
Posta
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #43 : 28 Temmuz 2010, 09:54:16 »



Deniz kabuğuyla sanata ilgi büyük

Yeni Foça gece pazarında, deniz kabuklarından çeşitli süs ve hediyelik eşyalarını eşi Ayşen Kesmen’le yapan emekli Atıl Kesmen, bu zevkli işi meraklılarına öğretmek istediklerini söyledi.


Herkese öğretirim
Süs ve hediyelik eşyaları arasında vazolar, mumluklar, şekerlikler, meyve tabakları, ayna ve resim çerçeveleri, gondollar ve hayvan figürleri bulunduğunu anlatan Atıl Kesmen, “Foça Halk Eğitim Merkezi’ne gerekli başvuruyu yaptık. Meraklı ve yetenekli olan herkese yaptığımız işi öğretmek istiyoruz” dedi.

 
http://www.deniztv.com/HABER/23348/7/deniz-kabugu-hediyelik-esya-sanat.html
Hürriyet
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #44 : 03 Ağustos 2010, 08:05:08 »



İzmir Fuarı Denizcileri Ağırlayacak


Bu yıl 79'uncu kez kapılarını açacak olan İzmir Enternasyonal Fuarı, denizcilere de ev sahipliği yapacak. Fuarda oluşturulacak özel holde tekne, yat ve deniz teknolojileri sergilenecek.

Türkiye'nin ilk uluslararası fuarı olan ve bu yıl 79'uncusu gerçekleştirilecek olan İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF) kapsamında, yalnızca profesyonel ziyaretçiye açık olan tekne, yat ve deniz teknolojilerinin sergileneceği özel hol ikinci kez oluşturuldu. İlki geçen yıl yapılan etkinlik ile denizcilik sektörüne yönelik bir ihtisas fuarının ilk adımları atılmıştı. 2011 yılında bu etkinliğin, İzmir Boat Show adıyla özel bir fuara dönüştürülmesi planlanıyor.

Profesyonellere açık

27 Ağustos-5 Eylül tarihleri arasında Kültürpark Fuar Alanı'nda yapılacak olan İEF'de Tekne, Yat ve Denizcilik Özel Bölümü ile sektörün önde gelen kuruluşları ve deniz tutkunları İzmir'de buluşacak. Deniz Endüstrisini ve Denizciliği Geliştirme Derneği (DENTUR), Yat ve Tekne Endüstrisi Federasyonu (YATEF) ve İzmir Tekne İmalatçıları Dayanışma Derneği desteğiyle gerçekleştirilecek olan etkinlik, 1500 metrekaresi açık, toplam 6750 metrekarelik alan üzerinde yapılacak. Ayrıca Pasaport Rıhtımı'nda 50 teknelik geçici marina sistemi kurulacak ve fuar için gelen tekneler bu marinada ağırlanacak.

Özel davetiye girişli alanda motorlu ve yelkenli gezi ve sürat tekneleri, deniz motorları ve güç ekipmanları, tekne yapım malzemeleri, tekne aksesuarları, marina ve donanımları, su sporu donanımları, deniz giyim ve aksesuarları, deniz acil ve kurtarma ekipmanları, deniz turizmi firmaları ile sektör yayınlarına yer verilecek.

Bir genel ticaret fuarı olan ve Türkiye'nin en eski fuar organizasyonu olma özelliğine sahip İzmir Enternasyonal Fuarı'na her yıl farklı ürün gruplarında yerli ve yabancı 1000'den fazla firma ve 60'a yakın ülke katılıyor. 10 gün süreyle açık olan fuarı, yaklaşık 1.5 milyon kişi ziyaret ediyor.

http://www.deniztv.com/HABER/23384/1/izmir-fuari.html

Referans
Kayıtlı

GoogleTagged - Etiketler

 

Benzer Konularımız

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
421 Gösterim
Son İleti 28 Kasım 2008, 22:45:04
Gönderen: Destek
6 Yanıt
1052 Gösterim
Son İleti 05 Temmuz 2010, 10:24:15
Gönderen: PROVADİ
0 Yanıt
149 Gösterim
Son İleti 17 Aralık 2010, 12:40:47
Gönderen: BARIŞ
1 Yanıt
198 Gösterim
Son İleti 24 Ocak 2011, 13:12:06
Gönderen: Aynurrr
4 Yanıt
661 Gösterim
Son İleti 15 Şubat 2011, 13:51:25
Gönderen: Sinem
5 Yanıt
389 Gösterim
Son İleti 21 Nisan 2011, 10:07:05
Gönderen: Destek
0 Yanıt
334 Gösterim
Son İleti 28 Şubat 2011, 11:13:13
Gönderen: cihanbey
3 Yanıt
298 Gösterim
Son İleti 18 Mart 2011, 14:05:17
Gönderen: Sinem
4 Yanıt
205 Gösterim
Son İleti 12 Şubat 2012, 23:44:09
Gönderen: Destek
1 Yanıt
76 Gösterim
Son İleti 03 Nisan 2012, 12:53:32
Gönderen: Destek