Vallaha bırakmaz Üye Ol

Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi

LÜTFEN GİRİŞ TIKLA VEYA ÜYE OLMAK İSTİYORUM TIKLA.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Gönderen Konu: Deniz Haber...  (Okunma sayısı 30732 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« : 27 Nisan 2010, 07:41:34 »




16 yaşındaki kız okyanusta yalnız kaldı


Okyanusları tek başına aşma sevdasına henüz 16 yaşında kapılan Amerikalı bir genç kız, Abigail Sunderland’ın Ocak ayından beri sürdürdüğü maraton teknik sorunlar yüzünden tehlikeye girdi.
27 Nisan 2010 / 00:06Reklam16 yaşındaki kız okyanusta yalnız kaldı
Okyanusları tek başına aşma sevdasına henüz 16 yaşında kapılan Amerikalı bir genç kız, Abigail Sunderland’ın Ocak ayından beri sürdürdüğü maraton teknik sorunlar yüzünden tehlikeye girdi.

Genç kızın Okyanus’ta şu anda zor koşullar altında kaldığı öğrenildi. Abigail’e yardım için ona en yakın mesafede olan Güney Afrika Cumhuriyeti sahil güvenliği uyarıldı, öte yandan bulunduğu bölgedeki uluslararası deniz trafiğine çıkmış gemilere de bilgi verildi. “Hiç durmaksızın” Okyanus’ları aşarak, tek başına dünyayı dolaşmaya çıkan 16 yaşındaki Amerikalı genç kız Abigail, yahut kısaca Abby’nin teknesindeki umulmayan bir arıza nedeniyle maratondan vazgeçti. Yolculuğuna ara vermek zorunda olduğunu hem liman kaynaklarına bildiren, hem de yola çıktığı Kaliforniya’nın Santa Monica kıyısından bu yana internette yayınladığı güncelerinde kendisini izleyenleri durumundan haberdar eden Abby’nin şimdi ilk hedefi en yakın limana ulaşmak olarak bildirildi. Bununla beraber, teknesiyle şu sıralarda Atlantik Okyanusu’nun Antartika’ya yakın bir bölgesinde bulunan genç kızın en yakın liman olan Güney Afrika’nın Cape Town kentine varabilmesi için en az 10 gün süreyle dümen tutup yelken açması gerekecek. Bu nedenle eğer acil yardım talebi istemezse Abby’nin karaya ayak basacağı zamana kadar nefesler tutulmuş durumda kalıyor.

Abby’nin “Wild Eyes” adlı 12 metrelik yelkenlisi tam donanımlı olarak hazırlanmış, birçok destekçi-sponsor tarafından aldığı katkılarla yola koyulmuştu. Abby, Pasifik Okyanusu’nu Kuzey’den Güney’e sorunsuz geçmiş, en son Macellan Boğazı olarak bilinen Güney Amerika’nın en uç noktasından Atlantik Okyanus’a ulaşmıştı. Ancak Yeni Zelanda açıklarında teknesinde elektronik bir arıza nedeniyle otomatik pilot sistemi çalışmamaya başladı. Bu durumda, tek başına açık denizde bulunan genç kızın yolculuğu gece gündüz sürdürmesi olanaksız durumda kaldı. Abby’nin web-blog olarak dakikası dakikasına güncelleştirdiği sayfaları ise ABD’de şu anda en çok ziyaretçisi olan ve “tıklanan” internet sayfaları olarak gündeme geçti. Amerikalılar Abby’i denizdeki macerasını internetten izliyor

http://www.denizhaber.net/
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #1 : 28 Nisan 2010, 07:39:49 »



Rotasını şaşıran hamsi balıkçıları şaşırttı



28 Nisan 2010

Ordu'nun Fatsa ilçesine bağlı Yalıköy beldesinde küçük balıkçıların ağına takılan hamsi, görenleri şaşkına çevirdi.

Büyük hamsici gemisi sahiplerinden Mustafa Mollaoğlu, hamsi sezonunun 2 ay önce bittiğini belirterek, "Bazen hamsi sahile iniyor. Bu hamsi şu anda çok yağlı olmaz ama yine de yemesi zevkli olur. Hamsi, Karadeniz'in incisi" dedi. 25 yıllık balıkçı Dursun Yeşiktaş, hamsi sezonunun sona ermesinden sonra zaman zaman sarkan ağına hamsi takıldığını ifade ederek, "Bu hamsi şu anda göç halinde. Sardalya ile birlikte bazen sahile iniyor. Deniz suyunun soğuk olması da hamsinin olmasına etkili. Denizde şu anda yemyeşil bir su var. Geçen yıl bu zamanlar istavrit tutuyorduk" diye konuştu. Balık satıcıları ise bu mevsimde tutulan hamsinin tadının mevsimindeki gibi olmadığı için çok pahalı olmayacağını söylediler.

http://www.denizhaber.net/
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #2 : 29 Nisan 2010, 08:09:53 »



ÖĞRENCİLER RESİM VE YAZILARLA DENİZİ ANLATTI

“DTO İzmir Şubesi 6. İlköğretim Okulları Resim ve Kompozisyon Yarışması”nın ödül töreninde dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.

29 Nisan 2010 / 00:03ReklamÖğrenciler resim ve yazılarla denizi anlattı

“DTO İzmir Şubesi 6. İlköğretim Okulları Resim ve Kompozisyon Yarışması”nın ödül töreninde dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.

Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi tarafından topluma, özellikle gençlere ve öğrencilere deniz sevgisi, deniz temizliğini aşılamak ve denizcilik ekonomisinin ülkemiz için önemini anlatmak amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte düzenlenen “DTO İzmir Şubesi 6. İlköğretim Okulları Resim ve Kompozisyon Yarışması”nın ödül töreni’nde dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.

DTO İzmir Şubesi Meclis Salonu’nda düzenlenen ödül törenine Vali Yardımcısı Sait Topoğlu, Vali Yardımcısı Mustafa Aydın, Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ulaştırması Genel Müdürü Özkan Poyraz, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Rağıp Üye, sektör yetkilileri, öğrenciler, öğretmenler ve aileler katıldı. DTO İzmir Şube Başkanı Géza Dologh, 2004 yılında ilki düzenlenen yarışmaya katılımın her geçen yıl arttığını, bu yıl resim dalı’na üç bin, kompozisyon dalı’na ise 95 eserin katıldığı yarışmada jürinin seçim yapmakta zorlandığını söyledi.

Yarışmaya gösterdikleri katkı nedeniyle İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne teşekkür eden Dologh, “Çocuklarımız yaptıkları resimlerle, kaleme aldıkları yazılarla ‘deniz’i çok güzel anlatmışlar. Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi olarak amaçlarımızdan bir tanesi denizi sevdirmek, bu sevgiyi yaygınlaştırmak ve yararlarını anlatmak. Bu amaç doğrultusunda hayata geçirdiğimiz projelerimiz devam edecek. Yarışmamıza katılan öğrencilerimizi kutluyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

YARIŞMADA ÖDÜL ALAN ÖĞRENCİLER

RESİM DALI

1.) Serap Demir (Lamia Karer İ.Ö.O)

2.) Berk Keleş (Ertuğrulgazi İ.Ö.O)

3.) Ece Çakaloğlu (M.E.V Özel Güzelbahçe İ.Ö.O)

Mansiyon Asya Duru (M.E.V Özel Avni Akyol Lisesi)

ÖZEL KATEGORİ :

Engin Katip Yulcu (Dr.Behçet Uz Çocuk Hastanesi Okulu)

Deniz Zadsan (Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Okulu)

Cihan Karaca (Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Okulu)

KOMPOZİSYON DALI

1.) Ayça Arbay (Sıdıka Akdemir Bilim ve Sanat Merkezi)

2.) Sinem Özdemir (Ali Kaya İ.Ö.O)

3.) Mine Çapkis (Özel İzmir Efes Koleji)

Mansiyon Gizem Nur Bayşar (Cengiz Han İ.Ö.O)

Özel Kategori Selin Şaşma (75. Yıl İ.Ö.O Karaman)

http://www.denizhaber.com.tr/sektorden/26332/dto-izmir-ilkogretim-okulu-odul-toreni-yarisma-kompozisyon-resim-sektor.html
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #3 : 02 Mayıs 2010, 09:48:32 »



           DENİZ MÜZESİ YENİ BİNASINI AÇACAK...



Türkiye'nin denizcilik alanında en büyük müzesi olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı İstanbul Deniz Müzesi'nin yeni müze binasına açılıyor.
Haberin Eklendiği Tarih-Saat: 28 Nisan 2010 Çarsamba 00:34 
Türkiye'nin denizcilik alanında en büyük müzesi olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı İstanbul Deniz Müzesi'nin yeni müze binasına açılıyor.

Türkiye'nin denizcilik alanında en büyük müzesi olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı İstanbul Deniz Müzesi'nin yeni müze binası, yıl sonunda ziyarete açılacak. Aralarında, dünyanın en eski kadırgası ile en zengin saltanat kayıkları koleksiyonunun da yer aldığı 40 bin eserin büyük bir bölümünün aynı anda sergileneceği yeni müze, ziyaretçileri denizcilik tarihinde yolculuğa çıkaracak.

İstanbul Deniz Müzesi'nden aldığı bilgiye göre, müze 31 Ağustos 1897'de Bahriye Nazırı Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa'nın emri, Tersane Komutanı Amiral Hikmet Paşa'nın desteği, Binbaşı Süleyman Nutki tarafından Tersane-i Amire bünyesindeki Mayın Müfreze Komutanlığına ait binada dünyanın nadir örneklerinden biri olarak “Müze ve Kütüphane İdaresi” adıyla kuruldu.

Yıllar içinde yer ve isim değişiklikleri yaşayan müze, son olarak 27 Eylül 1961 tarihinde Beşiktaş İskele Meydanı'nda bugün bulunduğu yere taşındı ve İstanbul Deniz Müzesi adıyla hizmet vermeye başladı.

Denizcilik kültürü eşsiz eserlerini barındıran müzenin fiziki koşullarının iyileştirilmesi ve optimum sergileme olanağı sunan, çağdaş bir müze için Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca “İstanbul Deniz Müzesi Mimari Proje Yarışması” düzenlendi. 2005 yılında Teğet Mimarlık'ın kazandığı projenin inşaat çalışmaları, 2010 yılı sonunda tamamlanmak üzere devam ediyor.

YENİ MÜZE YIL SONUNDA AÇILACAK

İstanbul Deniz Müzesi Komutanı Kurmay Kıdemli Albay Ali Rıza İşipek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müzelerinin halen halkın ziyaretine açık olduğunu, ancak ilave müze binası inşaatının devam ettiğini, inşaat tamamlandığında 15 bin metrekarelik kapalı bir sergi alanı imkanına kavuşacaklarını ve Türkiye'nin en büyük müzeleri arasında yer alacaklarını söyledi.

İşipek, yeni Deniz Müzesi tamamlandığında tarihi kadırga ve saltanat kayıklarını daha modern sergileme imkanlarını kullanarak ziyaretçilere sunacaklarını anlattı.

Müzede geniş bir kültür merkezinin de bulunacağını, içindeki 200 kişilik konferans salonunda uluslararası sempozyum, konferans, seminer düzenleme imkanına kavuşacaklarını belirten İşipek, “Müzemizde çocuklar için oyun alanları, interaktif sistemler bulunacak. Özellikle çocuklarımıza denizciliğimizi sevdirmeyi amaçlamaktayız. İnteraktif sistemleri kullanarak onlara denizliği sevdireceğiz, öğreteceğiz” dedi.

DÜNYANIN EN ESKİ KADIRGASI

Kıdemli Albay Ali Rıza İşipek, İstanbul Deniz Müzesi'nin en nadir eserlerinden birinin, 40 metre uzunluğunda 5 metre 70 santimetre genişliğindeki dünyada orijinal olarak var olan tek kadırganın olduğunu söyledi.

Armuz kaplama, kemanebaş ve karpuzkıç formundaki kadırganın baş tarafında varaklı oyma kabartma yıldız, hilal, güneş üçlüsü, stilize yaprak ve çiçeklerin bulunduğunu ifade eden İşipek, kadırganın baş kısmının mahmuz şeklinde ileriye doğru uzandığını belirtti.

Kadırgadaki Bursa kemerli sütunceler üzerine oturan köşkün etrafının, ajurlu korkulukla çevrili olduğunu, üzerinin beşik tonozla örtüldüğünü anlatan İşipek, şunları anlattı:

“Köşkün tonoz örtüsünün iç ve dışı, geometrik desenli sedef, bağa ve yarı değerli taşlarla bezelidir. Köşkün içinde gümüş levhalar, sedef oymalı beyit, geometrik ve stilize çiçek kompozisyonları bulunur. Tekne iki direkli olup, 24 çifte küreklidir. Her bir küreği 3 kişi (toplam 144 kürekçi) tarafından çekilmektedir. Osmanlı sultanlarının yakın sularda kullandıkları bir teknedir. Sultan Avcı 4. Mehmet (8 Ağustos 1648-8 Kasım 1687) devrinde kullanıldığı bilinmektedir.”

İşipek, “Yeni müze açıldığında öncelikle hedefimiz, halen dünyanın en eski tarihi gemisi unvanına sahip olan 16. yüzyıla tarihlenen tarihi kadırgayı ve dünyanın en önemli, en zengin koleksiyonu olan saltanat kayıkları koleksiyonumuzu ziyaretçilerimizle paylaşmak. Bunlar çok önemli koleksiyonlar. 30'un üzerinde teknemiz var. Bunların 15'i doğrudan padişahlar ve aileleri tarafından kullanılmış. Oldukça ihtişamlı ve nadir tekneler. Dünyada bunlardan 40 tane mevcut. 15 tanesi bizim müzemizde” diye konuştu.

Şu anda tescilli bina adını verdikleri tarihi binanın ziyarete açık olduğunu anlatan İşipek, müze envanterinde 40 bini aşan eserin yer aldığını, ancak sergi alanlarının şu anki kısıtlılığı nedeniyle bu eserlerin yüzde 10'unu sergileyebildiklerini belirtti.

4 RESTORASYON ATÖLYESİ

İşipek, Deniz Müzesi bünyesinde model, ahşap, metal-deri, kağıt atölyesi olmak üzere 4 ayrı restorasyon atölyesinin yer aldığını, bu atölyelerde müze envanterinde bulunan bütün objelerin rutin olarak restorasyon ve konservasyon çalışmalarının yapıldığını, bu konuda yetişmiş uzmanlar vasıtasıyla çalışmaların gerçekleştirildiğini anlattı.

Müzede, tarihi kadırga ve saltanat kayıklarının yanı sıra silah, tablo, gemi modelleri, arma ve tuğralar, seyir aletleri, gemi baş figürleri, üniformalar, damgalar ve mühürler, sancaklar, amforalar, sualtı eserleri, fenerler, taş baskılar, el yazmaları, mezar taşları, kitabeler, madalyalar, nişanlar, arma donanımları, saatler, Kaptan-ı Derya çeşmeleri, beratlar ve fermanların yer aldığını ifade eden İşipek, bu eserlerin dönem dönem müzede sergilendiğini dile getirdi.

Yaklaşık 6 ay önce açılışını gerçekleştirdikleri “Osmanlı Bahriyesinde Ahşap Sanatı Sergisi”ni, 2010 yılında ziyaretçilerin ilgisine sunmaya devam edeceklerini kaydeden İşipek, şunları kaydetti:

“Bu tür bir sergi ilk defa açılmaktadır. Tamamen Osmanlı sanatçıları tarafından yapılmış ahşaptan çeşitli örnekler ziyaretçilerle buluşmaktadır. Tamamı orijinal ve en az bir asırlık olan bu eserler 24 ayar altın varak ile kaplıdır. Osmanlı'nın ahşap işçiliğindeki muhteşemliğini gözler önüne seren bu sergi, içinde dünyanın en büyük arması olan, Orhaniye Fırkateyni'ne ait 14.5 metre uzunluğundaki arma da yer almaktadır. Ayrıca Tersane-i Amire'de kullanılan taht arkalığı, gemi isim plaketleri, baş figürleri, padişah tuğraları da sergide yer alan diğer eserleri oluşturmaktadır.”

Ali Rıza İşipek, yaklaşık 2 ay içinde “Osmanlı Donanmasının Tarihi” adlı yeni bir sergiyi de açacaklarını belirtti.

Deniz Müzesi'nde geçen yıl 65 bin ziyaretçi rakamına ulaştıklarını, bu yılın ilk üç ayında ise 20 bin civarında ziyaretçinin müzeyi gezdiğini söyleyen İşipek, “Denizin o büyüleyici atmosferini yaşamak ve tarihimizi daha iyi anlamak isteyen bütün denizseverleri ve tarihe ilgi duyanları müzemizde görmekten büyük bir mutluluk duyacağız” dedi.

TARİHİN İZLERİ, USTALARIN ELİNDE YENİDEN CANLANIYOR

Deniz Müzesi'ndeki ahşap eserlerle ilgili restorasyon çalışmalarını yürüten Tarihi Eserler Bakım Onarım (TEBO) firmasının sahibi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Ahşap Sanatçısı Şehmus Okur da restorasyon kapsamında saltanat kayıkları ve kürekler üzerinde çalıştıklarını, şu an ise 400 yıllık bir kadırganın geriye kalan son kıç parçasını sergiye hazır hale getirmeye çalıştıklarını söyledi.

Kadırganın alt kısmının yeniden yapıldığını ve duvara monte edileceğini anlatan Okur, üzeri oyma desenli olan meşe ağacından parçanın eksik kısımlarını tamamladıklarını, böcek ve mantarlara karşı tedavisinin yapıldığını, kangren olmuş kısımların yenilendiğini, üzerleri cilalandıktan sonra varaklanacağını ve sergiye hazır hale getirileceğini belirtti.

Okur, “Bu iş aşkla yaptığımız bir iş, bizim için kolay, ama çok zevkli. Ecdadımızın 300 yıl önce yaptığı bir esere dokunmak, tarihi yolculuk gibi. Bir de o zamanki ustaların nasıl çalıştıklarını fark ediyorsunuz. Bir motifi bazen tekrar etmiyor ya da bir motifin köşesine farklı bir şey yapmış. O zaman ustanın ruh halini anlıyorsunuz” diye konuştu.

Müzedeki gemi baş figürleri üzerinde restorasyon çalışması yapan, altın varak ustası Hasan Özyıldırım ise Ertuğrul Yatı'nın gemi baş figürü üzerinde çalıştığını, kuş figürünün olmayan kanatlarını ve baş kısmını ahşaptan tamamladığını belirtti.

Özyıldırım, baş figürü üzerinde, daha sonra mazgala tekniğiyle 24 ayar altın varak çalışması yapacağını anlattı.

2006 yılından beri yaptığı restorasyon kapsamında, saltanat kayıkları, gemi baş figürleri, armalar üzerinde çalıştığını ifade eden Özyıldırım, “Çok güzel duygular, tarihle iç içeyiz, ama çok titiz davranmayı gerektiriyor. Kendimize ait eserleri restore etmek daha bir heyecan verici oluyor” dedi.

http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/haber/14545526.asp?gid=282
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #4 : 03 Mayıs 2010, 06:34:18 »



Cezaevine konulan iki balıkçı salıverildi


Ukrayna'da bir süre önce yakalanarak cezaevine konulan 3 balıkçının ikisi salıverilirken birinin davası halen devam ediyor.
03 Mayıs 2010


Ukrayna'da bir süre önce yakalanarak cezaevine konulan 3 balıkçının ikisi salıverilirken birinin davası halen devam ediyor.

Karadeniz'in Ukrayna kıyılarına gelerek burada kaçak balık avladıkları gerekçesiyle suçlanarak cezaevine konulan ve haklarında dava açılan üç balıkçının tekneleriyle birlikte alıkonulmasının ardından ikisinin salıverilmesi, diğerinin de davalarının halen sürüyor olması sonucu bir basın açıklaması düzenleyen Ukrayna Odesa Başkonsolosu Murat Tamer, yakalanan balıkçıların, Ukrayna gündeminde geniş yer tutması ve Türkiye'nin suçlu gibi gösterilmesinin haksızlık olduğunu ve Türk tarafının da bu tür ihlallere göz yummadığına dikkat çekti. Bu tür ihlallerle suç işleyen balıkçıların sadece Türk balıkçılar olmadığını vurgulayan Tamer, basın toplantısının asıl yapılmasının sebebini, Ukrayna basınının, Türk balıkçılarını yunus balığı öldürmekle suçlaması şeklinde değerlendirdi.

Ukrayna İş Adamları Derneği'nin girişimleri sonucu Türk balıkçılarının bu şekilde kaçak balık avlamalarına Türkiye tarafının da tamamen karşı olduğu ve ihlali gerçekleştiren balıkçılara gereken her türlü cezayı verdiği basına yansıtıldı. Başkan Ali Sezen, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Ukrayna Türk işadamları derneğimizin konuya olan hassasiyetini Ukrayna basınına yansıtmak istedik. Türkiye'nin söz konusu ihlallerle alakalı herhangi bir göz yumma politikasının aksine, açıkça ortaya konulan sert cezai işlemler yaptığını ve bunun Ukrayna tarafının bilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kaçak balık avlama sadece Türk balıkçılarının ihlali değil, karşı tarafın da zaman zaman bu yanlışa düştüğünün bir göstergesidir. Fakat, kanunlar ortadadır ki, yapılan ihlaller sonucu islenen suçlar, cezasız kalmamaktadır" dedi.

Söz konusu olayla ilgili basında çıkan haberlerle ilgili olarak Başkonsolos Murat Tamer, bir basın toplantısı düzenleyerek Ukrayna basınına Türkiye tarafının, bu tür ihlallere, kendi vatandaşı olduğu için göz yumma politikası olmadığı, kanunlarla açıkça belirtilmiş olduğunu vurgulayarak, Ukrayna'da yakalanan bir kacak balık avcısının, Türkiye'ye iadesinde, yine ceza-i işlem uygulanmaktadır" dedi.

Başkonsolos Tamer sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye'ye ve Ukrayna sahil güvenlik makamların çok iyi iş birlik mekanizması vardır. Aslında bu mekanizma Karadeniz ile kıyıdaş tüm ülkeler arasında mevcuttur. Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerin sahil güvenlik komuta kontrol merkezlerinin doğrudan data transferine imkan veren karşılıklı ve daima devrede olan hatlar vardır ve bu sahilde ihlaller anında karşı tarafa hatta varsa görüntülü olarak iletilmektedir. Bu sistem sadece kaçak balıkçılar için değil arama kurtarma ve bir yardım çağrısını yanıtlama insan ve silah kaçakçılığı mücadeleyle etkin biçimde kullanılmaktadır. Kaçak balıkçılıkta da bu sistem kullanılmaktadır. Kaçak balıkçılığın önlenmesi Türkiye'nin üzerinde durduğu hassas bir konudur. Karadeniz'e kıyıdaş ülkeler arasında sağlanan etkin bir işbirliği sayesinde bugün geçmiş dönemlere oranla kaçak balıkçılığın önlenmesinde önemli mesafeler kaydedilmiştir. Ukrayna kıyıları özellikle mart-Nisan-Mayıs döneminde gezgin bir balık türü olan kalkan balıkların konakladığı bir bölgedir. Ticari değeri yüksek olan bu lezzetli balığın peşine düşen balıkçıların, yasaları ihlal ederek Ukrayna ticari bölgesinde kalkan avlamaları bu dönemde artmaktadır. burada sadece Türk balıkçılardan bahsetmek doğru olmayacaktır. Ülkeler arasında sağlanan işbirliği sayesinde yakalanan balıkçılar yasalar önünde süratle cezalandırılmaktadır. Şunu önemle bahsetmeyi arzu ederim ki Ukrayna da yakalanan, kaçak avlanan balıkçı teknesi Ukrayna'da cezai takibe uğradıktan sonra Türkiye'de de Türk makamlarını tarafından ceza-i isleme tabi tutulmaktadır. Bu konuda Türk makamları tarafından hiç bir müsamaha gösterilmemektedir. Burada önemli olan verilen cezaların işlenen suçla dengeli olmasıdır. Sıradan sayılabilecek suça en üst düzeyde ceza verilirse bu ne uluslararası hukuka ne de evrensel insan haklarıyla bağdaşır. Tabi bu konu özellikle son dönemde basında çıkan Türk balıkçıların yunus balıklarını öldürdüğüne dair haberlerle de yakından ilgilidir. Yunus balığı ticari bi değeri olmamasına rağmen kültürel ve manevi değeri çok yüksek, büyük küçük herkesin sevdiği bir balıktır. Bunun ötesinde yunus balığının İslam kültüründe büyük bir değeri vardır. Yunus bir peygamber adıdır. Türkiye'de insanlar çocuklarına yunus isimlerini verirler. İstanbul'un simgesidir. Tabiî ki balık ağlarına yunuslar takılabilmektedir. Ancak takıldıkları ağların kaçak mı resmi mi bilmemiz imkansızdır. Hangi ülkeden olursa olsun balıkçılar ağlarına takılan yunus balığını görünce üzülmektedir. Ancak bazı gazetelerde Türk balıkçılar tarafından yunus balıklarının öldürüldüğüne dair haberler yayınlanmaktadır. Ancak haberin devamını okuduktan sonra haberin alttaki kısmının üstteki kısmıyla alakası olmadığını görüyoruz ve somut bir suçlamada bulunmadığını görüyoruz. Pek çok okur gazeteleri okurken kendi ilgi alanına giren haberleri hepsini girmeyenler ise sadece başlığını okur. Bu nedenle de sadece başlığını gören okurlar gerçeği göremeyecek ve Türkiye ve Türk insanlarına karşı olumsuz bir önyargısı oluşacaktır. Halbuki bizler Ukrayna ile aramızda olan mevcut dostluğu geliştirebilmek için çabalıyoruz. Ukraynalıların Türk insanı deyince gülümsemesini istiyoruz. Yunus balığını öldüren Türk balıkçıları bu misyona hizmet eden bir başlık olmamaktadır. Bu basın toplantısını düzenlememizde asıl amaç Ukraynalı basın mensuplarını konunun gerçeğini anlatmak ve konuyu gerçek yönlerini yansıtmaktır" dedi.

Öte yandan, iki hafta önce T.C. Sahil Güvenlik Komutanı, Ukrayna Sinir Bağımsızlık Komutanı'nın davetlisi olarak Ukrayna'ya geldi. Kiev ve Odesa'da incelemelerde bulunan Sahil Güvenlik Komutanı çok başarılı temaslar gerçekleştirdi. Ayrıca önümüzdeki dönemde T.C. Sahil Güvenlik botlarının da Ukrayna'yı ziyaret edeceği mesajı verildi.
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #5 : 04 Mayıs 2010, 08:53:46 »




ANKARA'NIN TEKNESİ İSTANBUL YOLUNDA



Musty Gemi Yapım Onarım Şirketi tarafından imalatı Ankara’da tamamlanan 22 metre boyundaki teknelerden ilki, İstanbul’da denizle buluşmak üzere yola çıktı.
Haberin Eklendiği Tarih-Saat: 03 Mayıs 2010 Pazartesi 02:05 
Ankara’nın teknesi İstanbul yolunda     

Hande BAŞPINAR 3 Mayıs 2010
 
Musty Gemi Yapım Onarım Şirketi tarafından imalatı Ankara’da tamamlanan 22 metre boyundaki teknelerden ilki, İstanbul’da denizle buluşmak üzere yola çıktı. Karataş Köyü’nde 2006 yılında yapımına başlanan üç tekneden ilki, Karayolları Taşıma Kanunu ve tünel yükseklikleri de göz önüne alınarak 450 km yol kat edecek ve İstanbul Otobanı’nda iki şerit kullanılarak Tuzla’daki RMK Tersanelerinden denize indirilecek.

Taşınabilir boyutlarda

Türkiye’deki en büyük seri üretim yelken teknesini imal ettiklerini belirten Musty Gemi Yapım Onarım Şirketi ortakları Mustafa Hilmi Özgüven ve Fatih Öztaş, “Taşınabilir boyutlarda olmak kaydıyla, deniz kenarında değil de iç bölgelerde imalat yapmak çok ekonomik olabiliyor” dedi. Ankara’da imalat yapmanın pek çok avantajı olduğunun altını çizen ikili, şunları söyledi:

OSTİM, sanayi kasabası

“İnsanlar bu tip işlerin deniz kenarında yapılabileceğini düşünüyor ama deniz kenarındaki araziler daha pahalı ve sanayileşme ile işçilik biraz zayıf. Siteler’de mobilyayla ilgili olarak aradığımız pek çok şeyi bulabiliyoruz. OSTİM gibi belki İstanbul’da bile olmayan bir sanayi kasabasına sahibiz. Teknemizde yedi kabin var. Altı tanesi iki kişilik normal kabin, bir tanesi personel kabini. Kabinlerin tümü klimalı. Lavabo, tuvalet, mutfağımız ile çamaşır, bulaşık makinesi, buzdolabı ve derin dondurucu var. 


http://www.hurriyet.com.tr/ankara/14598059.asp?
 
 
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #6 : 10 Mayıs 2010, 08:51:18 »



Umutlar Dev Bir Huniye Bağlandı



BP, çöken platformdan yayılan petrol sızıntısını kontrol etmek için deniz altına yerleştirilecek huni şeklinde metalden bir baca imal ettiriyor.
 
Meksika Körfezi'nde umutlar dev bir huniye bağlandı
 
BP, çöken platformdan yayılan petrol sızıntısını kontrol etmek için deniz altına yerleştirilecek huni şeklinde metalden bir baca imal ettiriyor. 

Meksika Körfezi'nde büyük çevre tehdidi oluşturan petrol sızıntısının önüne geçmek için umutlar deniz altına yerleştirilecek huni şeklinde metalden bir bacaya bağlandı.

Petrol sızıntısı, İngiliz şirketi BP'nin işlettiği deniz platformunun çökmesi ardından iki haftayı aşkın süredir devam ediyor.

Kıyı şeridi denize karışan dev miktarda petrolün tehdidi altında kalan Louisiana eyaletinde, BP'nin ısmarladığı dev bacanın dökümü yapılıyor.

Şirket, 98 ton ağırlığındaki metal bacanın çarşamba günü tamamlanacağını ve sızıntının kaynağına bu hafta sonu yerleştirilmesinin planlandığını söylüyor.

Meksika Körfezi açıklarındaki Deepwater Horizon adlı petrol platformunda meydana gelen patlama bütün yapının sulara gömülmesine ve 11 işçinin ölümüne yol açtı.

Patlama ertesinde deniz yatağında kırılan borulardan günde yaklaşık 5 bin varil petrol suya karışmaya başladı.

BP, petrol sızıntısının temizlenmesinden kendisinin sorumlu olduğunu, ancak platformu batıran kazadan şirketin sorumlu tutulamayacağını söylüyor.

BP yöneticisi Tony Hayward, 22 Nisan tarihinde meydana gelen kazada hatalı teçhizatın Transocean şirketine ait olduğunu belirtti.

Her iki şirket de önümüzdeki günlerde büyük miktarlarda tazminat davaları açılmasını bekliyor.

ABD Başkanı Barack Obama, petrol sızıntısının eşi benzeri görülmedik bir çevre felaketi olma yolunda ilerlediğini açıkladı.

BP'nin hisseleri kazanın ertesinde yüzde 15 dolayında değer kaybetti. (Hürriyet)

Deniz tabanına 74 tonluk oda

Meksika Körfezi’nde çevre felaketinin önüne geçebilmek için sıra dışı bir plan: BP, 74 ton ağırlığındaki beton ve çelikten yapılma dev bir yapıyı deniz tabanına indirip fışkıran petrolü borularla yüzeye aktaracak

ABC televizyonunda yayınlanan “This Week” adlı programda konuşan BP Amerika Başkanı Lamar McKay, birincil önceliklerinin yüzeyin bin 520 metre altında bulunan sızıntıyı kaynağından durdurmak olduğunu açıkladı.

Proje kapsamında, yaklaşık 12 metre yüksekliğinde, 7 metre genişliğinde ve 4 metre enindeki beton ve çelikten yapılma dev bir oda, 6 ila 8 gün içinde okyanus tabanına oturtulacak.

Fışkıran petrol, odanın içine akacak, buradan da borular aracılığıyla deniz yüzeyindeki mavnaya aktarılacak. Ancak daha önce sadece sığ sularda denenen metodun, bu derinlikte işe yarayıp yaramayacağı henüz bilinmiyor.

Olası bir tehlike anında petrol sızıntısını önlemek amacıyla tasarlanan, ancak bu olay esnasında çalışmayarak muazzam bir felakete neden olan mekanizmanın tamiri için çalışmaların sürdüğü öğrenildi. McKay, içinde bulundukları durumun güçlüğünü “1500 metre derinlikte, karanlıkta, uzaktan kumandalı robot denizaltılarla açık kalp ameliyatı yapmak gibi” sözleriyle ifade etti. Sızıntı nedeniyle denize her gün 200 bin galon ham petrol karışıyor.

Faturayı BP ödeyecek

Olayların ardından ABD Başkanı Barack Obama, Meksika Körfezi kıyısındaki Louisiana eyaletinin Venice kentine gitti. Obama, sızıntı olayından BP şirketinin sorumlu olduğunu ve faturayı da yine BP’nin ödeyeceğini açıkladı. BP ise yaptığı son açıklamada, petrolün körfezde yarattığı zarar nedeniyle temizleme bedelleri dahil ne gerekiyorsa ödemeye hazır olduklarını bildirdi.

İran yardım eli uzattı.

Petrol kâbusunun ortasındaki ABD’ye, İran’dan beklenmedik bir el uzandı. Ulusal İran Sondaj Firması, yaşananların “ekolojik bir felaket” olduğunu belirterek yardım teklif etti. Firma direktörü Haydar Bahmani, “Petrol sondajı uzmanlarımız Meksika Körfezi’ndeki sızıntıyı kontrol altına almak için harekete geçebilir ve dünyanın bu bölgesindeki ekolojik felaketi önleyebilir” dedi

http://www.deniztv.com.tr/HABER/22344/1/meksika-korfezi-petrol-platformu-bbp-cevre-kirlilik-huni.html
Kayıtlı

denizzz

  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 2267
  • sevgiden caydığım yerde,darıl bana...
Deniz Haber...
« Yanıtla #7 : 10 Mayıs 2010, 10:51:37 »

Harun ağbi ,yüzüm kızararak söylüyorum ki bu başlığı okumamışım... ama ne kadar güzel bir  konuymuş bu. emeklerine sağlık ağbim... deniz le ilgili herşeyi seviyorum ben. hatta o canavar balıklar bile sevimli  sırıt
Kayıtlı
Ne alnımızda bir ayıp
Ne koltuk altında saklı haçımız
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz korkunç suçumuz...

                  Ahmet ARİF

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #8 : 10 Mayıs 2010, 12:02:04 »

Harun ağbi ,yüzüm kızararak söylüyorum ki bu başlığı okumamışım... ama ne kadar güzel bir  konuymuş bu. emeklerine sağlık ağbim... deniz le ilgili herşeyi seviyorum ben. hatta o canavar balıklar bile sevimli  sırıt

Abisi, Tabiki ben buradan paylaşmak istiyorum, Deniz benim vaz geçemeyeceğim doğal güzelliklerden birisi. Sadece paylaşmak istedim.
Güzel yorumun için ben teşekkür ediyorum... UTANDIM.
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #9 : 11 Mayıs 2010, 06:56:07 »



KÖRFEZDEKİ PETROL KILLA TEMİZLENECEK...!



Meksika Körfezi’nde petrol kuyusundaki sızıntının yol açtığı çevre felaketini önlemek için bu kez de devreye petrol emici özelliğe sahip olduğu belirtilen kıllar giriyor!


Meksika Körfezi’nde petrol kuyusundaki sızıntının yol açtığı çevre felaketini önlemek için bu kez de devreye petrol emici özelliğe sahip olduğu belirtilen kıllar giriyor!

Toplanan kıllar çoraplara doldurularak yüzer engeller haline getiriliyor.

Dünyanın dört bir yanından insanlar saçlarını, hayvanlarının dökülen kıllarını ve bir de külotlu çoraplarını bağışlıyor. “Matter of Trust” adlı derneğin depolarında toplanan kıllar, külotlu çorapların içine doldurularak “emici yüzer engeller” haline getiriliyor.

Derneğin başkanı Lisa Gautier, “Fransa, İngiltere, İspanya, Brezilya, Avustralya, Kanada ve ABD’den destek alıyoruz. 370 bin kuaför, 100 bin evcil hayvan bakıcısı, çiftçiler kıl gönderiyor. Bir travesti grubu da uzun külotlu çoraplarını bağışladı” dedi. Tüylerin petrolü emici özelliği olduğu buluşunun ise Alabamalı bir kuaföre ait olduğu belirtildi.

Deniz dibindeki petrol kuyusunun yol açtığı sızıntıyı durdurmak için çelik ve betondan inşa edilen 100 tonluk dev tıpanın işe yaramadığı bildirildi. Kuyudan  günde 757 bin litre petrol deniz suyuna karışıyor...
 

http://www.deniztv.com/HABER/22402/1/meksika-korfezi-petrol-platformu-bp-cevre-kirlilik-kil.html
Kayıtlı

denizzz

  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 2267
  • sevgiden caydığım yerde,darıl bana...
Deniz Haber...
« Yanıtla #10 : 11 Mayıs 2010, 09:55:27 »

çok ilginç... daha neler öğreneceğiz demekki kıllların bu özelliği varmış.  huh
Kayıtlı
Ne alnımızda bir ayıp
Ne koltuk altında saklı haçımız
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz korkunç suçumuz...

                  Ahmet ARİF

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #11 : 14 Mayıs 2010, 07:42:09 »



ÇANAKKALE BÖLGESEL DENİZ KİRLİLİĞİNE ACİL MÜDAHALE TATBİKATI-2010

5312 sayılı “Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun” ve bu Kanunun Uygulama Yönetmeliği çerçevesinde Denizcilik Müsteşarlığı koordinasyonunda yapılan tatbikat planlamasına göre kamu ve özel kurum ve kuruluşların katılımlarıyla; 5-7 Eylül 2007 Karadeniz Ereğli’de “Sulh 2007” , 26-27 Mayıs 2008 tarihleri arasında İzmit Körfezi’nde, 3-4 Kasım 2008 tarihleri arasında İskenderun Körfezi’nde, 27-28 Mayıs 2009 tarihlerinde Aliağa Körfezinde ve 07-08 Ekim 2009 tarihlerinde Samsun’da “Deniz Kirliliğine Acil Müdahale Tatbikatları” gerçekleştirildi.

Seri tatbikatların devamı sayılan  “Çanakkale Bölgesel Deniz Kirliliğine Acil Müdahale Tatbikatı-2010” II. Seviye deniz kirliliğine acil müdahale amaçlı olup, 12-13 Mayıs 2010 tarihlerinde Müsteşarlığımız koordinesinde, Denizcilik Müsteşarlığından yetki almış bazı firmalarla ve bölgede bulunan ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla Çanakkale İlinde gerçekleştirilecek.

Bu tatbikatla; gemilerden ve deniz araçlarından kaynaklanan deniz kazaları sonucunda oluşabilecek deniz kirliliğine zamanında ve etkin müdahale etmek, ayrıca bu konuda faaliyet gösteren kurumlar arasında işbirliğinin geliştirilmesi amaçlanıyor.

Denizcilik Müsteşarlığından konuyla ilgili yapılan açıklamada; "Tatbikat senaryosuna göre; Rusya’dan Fransa'ya giden ham petrol yüklü 55.000 DWT’lik 190 metre boyunda Panama bandıralı Asia tankeri ile Rusya’dan ham petrol taşımak amacıyla Çanakkale Boğazından kuzeye doğru geçiş yapmakta olan Malta bandıralı 30.000 DWT lik 140 metre boyunda Europe isimli tanker Çanakkale Boğazından geçiş yaparken 40°10'26.00"N  26°22'55.33"E  koordinatlarında çatışmıştır. Senaryo gereği çatışan gemilerden Asia tankeri dümeni kilitlendiğinden sürüklenerek 40°09'31.76"N 26°24'4.00"E koordinatlarında demirlemek zorunda kalmıştır. Asia gemisinden denize atlayan kazazedelerin kurtarılması, gemide yangın çıkması sonucunda çıkan yangının söndürülmesi, tankerde kaza sonucu yırtılan bölümün onarılması, Asia tankerinden denize dökülen ham petrolün bariyer serilerek toplanması, karaya vuran ham petrolün temizliğinin yapılması ve denizden toplanan sulu ham petrolün atık toplama gemileriyle bertaraf tesislerine götürülmesi aşamalarından oluşmaktadır."

http://www.deniztv.com/HABER/22434/1/canakkale-39de-bolgesel-deniz-kirliligi-tatbikati.html
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #12 : 15 Mayıs 2010, 08:34:33 »



Emekli SAT'lar Korsanlara Karşı...

Somalili korsanlara karşı devreye giren emekli SAT komandoları, talep eden Türk gemilerini koruyor. 6'şar kişilik timlerin, koruma hizmeti alan gemiye maliyeti 35 ile 100 bin dolar arasında değişiyor

Emekli SAT komandoları, dünyanın en önemli deniz ticareti yollarından Aden Körfezi'ni cehenneme çeviren Somalili korsanlara karşı devrede. Türk gemilerini, ünlü armatör Salih Zeki Çakır ile emekli Deniz Albay Nevzat Doğan'ın 6 ay önce kurduğu güvenlik şirketi koruyor. Yükün değeri ve yolculuğun mesafesine göre 35 bin ile 100 bin dolar ücret karşılığında, gemilere 6'şar kişilik tim veriliyor. Emekli SAT komandolarının aralarında bulunduğu bu timler, korsanlarla karşılaşınca taciz ateşi açıyor.

SİLAHLAR YEMEN'DEN

"SMS Özel Deniz Güvenliği" adlı şirket, ISPS Kod sertifikalı tek güvenlik şirketi. Denizcilik Müsteşarlığı'ndan aldığı RSO (Tanınmış Güvenlik Kuruluşu) Yetki Belgesi de var. Şirketin sahipleri ise ünlü armatör Salih Zeki Çakır ile eski Deniz Albay Nevzat Doğan. Yolcu gemilerinin su üstü korumasından deniz ambulansına kadar birçok faaliyet alanı bulunan şirket bir süre önce Sedef Tersanesi'nde suya indirilen ve Irak'a gönderilen ilk milli yüzer santral "Power Ship Doğan Bey"i de korumuş. Ayrıca 89 gün boyunca Somalili deniz haydutlarının elinde rehin kalan ve fidye karşılığında serbest bırakılan Horizon-1 gemisi de SMS Deniz Güvenliği tarafından koruma altına alınmış. Ekip, gemiye saldıran korsanlara uyarı ateşi açmış, ardından silahlarına ve yakıtlarına da el koymuş. Nevzat Doğan, "Silahları Yemen hükümetinden alıyoruz. Kanas ve Kalaşnikof makineli tüfekler için lisans ve izinler de bu ülke tarafından veriliyor. Yemen'de bulunan bir güvenlik şirketiyle anlaşmalı yapıyoruz bu işi. SAT komandoları bu iş için biçilmiş kaftan. Türk ekibe onlarda katılıyor" diyor. Böyle bir çalışmaya neden ve nasıl başladıklarını anlatan Nevzat Doğan, "Somalili korsanların saldırıları her geçen gün artıyor. Buna bağlı olarak gemi sigorta şirketleri ücretlerini aşırı yükseltiyor, bu durum deniz ticaretini menfi yönde etkiliyor. İşletme sahipleri gemilerinin tehlikeli sulardan geçişinde güvenlik ve koruma talebinde bulunuyor. Aden Körfezi'nde bu işi yürüten yabancı güvenlik firmaları (özellikle İngiliz ve Amerikan şirketleri) çok yüksek fiyatlarla bu hizmeti sunuyor. Ben de, Türk Deniz Kuvvetleri'nde uzun yıllar SAT ve SAS komando görevi icra ederek ayrılan kalifiye elemanlarla, koruma timleri oluşturdum. Yemen'de sözleşme yaptığımız şirkete ait koruma timleri ile birlikte daha güvenli ve daha uzun mesafeli bir hizmete başladık" diye konuşuyor.

'KÜÇÜK GRUPLARLA SALDIRIYORLAR'

Somalili korsanlarla sık sık karşılaştıklarını belirten emekli SAT komandosu Ahmet İğdeli, korsanların taktiklerini ve kendilerinin bunlarla nasıl mücadele ettiklerini şu sözlerle anlattı: "Korsanlar önce büyük bir gemiyle Aden Körfezi'ne getiriliyor. Ardından küçük gruplar halinde ayrılıyorlar. Silahlı korsanların yanlarına 20 bidon benzin bırakıyorlar. Bunlar sabahtan akşama kadar Aden'de gemi kovalıyorlar. Biz bunlarla zaman zaman karşı karşıya geliyoruz. Horizon- 1'de sıcak temas sağladık. Amacımız kesinlikle onlara ateş etmek değil. Küçük teknelerinin yanlarına doğru elimizdeki silahlarla ateş ediyoruz. Onlar da gemileri dürbünlerle kontrol ediyor, silahlı güvenlik görürlerse yaklaşmıyorlar. Bizim silahlarımızı görmedikleri için yanımıza geldiler. Yakaladık, benzinlerinin büyük bölümünü denize döküp, silahlarını ellerinden aldık. Telefon ve diğer malzemelerine de el koyup gemilerine gönderdik. Yemen'den aldığımız özel güvenlik görevlileri bize bu konuda rehberlik edip, yardımda bulunuyor."

http://www.deniztv.com/HABER/22464/1/sat-korsan-guvenlik.html

Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #13 : 04 Haziran 2010, 09:20:32 »

Denizde Yaşamdan Dakikalar…

 
Yine bahar geldi.
Yaşam yeniden canlandı.
Karnı doyan insanlar kıpır, kıpır… Mutlu, umutlu, aşık..
Geçen sonbahar yapraklarını döken kapının önündeki kiraz ağacı meyve verdi, kızardılar bile…Ne zaman anladı havanın ısındığını, daha biz anlayamamışken…


Goethe ne demiş?
“Dur ey zaman, öyle güzelsin ki…”
Ya Cemal Süreyya?..
“ Yaşlılıkta günler uzun, yıllar kısa.”


Kendi yaptığım uçurtmalarımı özlüyorum, çelik çomak oyununu özlüyorum…
Deli dolu geçen gençlik yıllarımı hayal ediyorum.
Yeniden canlılık getiriyor canıma…
İnsanken mutluyum, yurttaş olarak da mutlu olmak istiyorum…


Pablo Neruda’nın dizelerine aldırmadan yakın tarihe bir yolculuğa çıkıyorum..
“Böyle gecelerdeydi, beyazlaşırdı ağaçlar,
Gayrı ne biz eski biziz ne de ağaçlar…”
Geçmişten bahsederken “Nasıl da geçti zaman, hiç anlamadık” deriz ya,
Geçen zamanı anlamanın en iyi yolu o sürede olup bitenleri düşünmektir aslında.
Korkuları, hüzün ve acıları…
Sevgileri, aşkları,
Mutlulukları…


Mutluluklar kaybolup gitmez.
Kavanozun içindeki bilyeler gibidir. Kaç tane bilye eklemişseniz o kavanoza o kadar mutlusunuzdur.
O bilyelerden hiç biri kavanozdan çıkarılmaz. Kötü sonlanmış olsa bile…
Güzel yaşanmışlıklar istendiği gibi sonlanmadı diye kötü olamaz…


İşte o kavanozun içinden bir avuç bilye alıyoruz. Tekrar yerine koymak üzere…
Denizciliğin Yarım Asırlık Duayenleri;
Mümtaz Diker
İzzet Kopanoğlu
Refik  Akdoğan ile bir avuç mutluluğu paylaşacağız.
11 Haziran 2010 Saat 15.00’de Jotun’un Gebze’deki Salonunda Yarım Asır öncesinin denizci anılarıyla müzik eşliğinde tatlı bir soluk almak için buluşuyoruz...
 
http://www.denizhaber.com/index.php?id=23&sayfa=yazar&-suleyman-savas.html
Kayıtlı

{HARUNCA}

  • Yüreginde Engel Olmayanların Tek Adresi
  • Emektar Dost
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bay
  • İleti: 3021
    • http://www.engelsizdostlar.com
Deniz Haber...
« Yanıtla #14 : 10 Haziran 2010, 09:13:26 »





  Rumların Yeni 'Kanka'sı İsrail



Yıllarca Arap dünyası ile yakın ilişkiler kuran, Filistin konusunda destek veren Rum Yönetimi Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin gerildiğini görünce dönüş yaptı.


Kıbrıs Rum Yönetimi dış politikada ilkesiz tutumunu Gazze’ye yardım konvoyunun Larnaka Limanına yaklaşmak istemesi sırasında bir kez daha gözler önüne serdi. Yıllarca Arap dünyası ile yakın ilişkiler kuran, Filistin konusunda destek veren Rum Yönetimi Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin gerildiğini görünce yılların politikasını terk ederek İsrail’e hoş görünme hedefiyle yeni politkalar geliştirdi.
 
 
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Gazze'ye yardım taşıyan gemilere limanlarını kapatarak yıllardır sürdüregeldiği Filistin yanlısı tutumunu, sırf Türkiye ile KKTC'nin İsrail İle ilişkilerinin bozulması için terk etti.

Rumlar bu davranışlarıyla, ilkesiz ve çıkarcı dış politika izlediklerini ve Filistin konusundaki bugüne kadar takip ettikleri siyasetin de göstermelik olduğunu kanıtlamış oldu.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Gazze’ye yardım taşıyan gemilere limanlarını kapayınca yaşananlara ve bu konuda KKTC’nin tutumunun ne olduğuna sırasıyla bakalım:

1- Gazze'ye insani yardım taşıyan filoyu oluşturan gemiler 28 Mayıs Cuma akşam saatlerinde Larnaka Limanı açıklarına geldi.

2- Güney Kıbrıs Rum Yönetimi gemilerin limana yanaşmasına izin vermeyince gemiler açıkta beklemeye başladı.

3- Öte yandan, Gazze'ye yardım taşıyan filoya katılmak üzere Girit'ten kalkan ABD bandıralı "Challenger-1" isimli tekne Kıbrıs yakınlarında arıza yapınca, ayrıca teknenin mazot ve su ihtiyacı da olduğu için zorunlu olarak Larnaka Limanına yanaşmak istedi.

4- Güney Kıbrıs makamları "Challenger-1" e de limana giriş izni vermedi. Bunun üzerine tekne Gazimağusa Limanına yönlendi.

5- "Challenger-1" Gazimağusa Limanına yaklaşırken arızası olduğunu ve yakıt ile su ikmaline ihtiyaç duyduğunu belirtmesi üzerine KKTC makamları insani mülahazalarla teknenin limana girişine izin verdi.

6- "Challerger-I" 28 Mayıs Cuma akşamından. 29 Mayıs Cumartesi akşam üzerine kadar Gazimağusa Limanında kaldı.Bu süre zarfında KKTC makamları geminin yolcu ve mürettebatına yiyecek, içecek ikramında bulundu.Tekneye, yakıt ve su ikmali yapıldı.Mürettebat karaya çıkarak ihtiyaç duydukları yedek parçayı satın alarak arızayı giderdi.

7- "Challenger-1" 29 Mayıs Cumartesi günü Gazimağusa’dan ayrılarak, Güney Kıbrıs açıklarında bekleyen gemilerden Mavi Marmara'ya yolcularını bindirdi.

8- Bu arada Havayoluyla 28 Mayıs tarihinde Larnaka'ya gelen 17 kişilik çeşitli ülke vatandaşlarından oluşan İnsan haklan savunucularının Larnaka Limanına girerek tekne kiralamaları Rumlar tarafından engellendi.Sözkonusu grup bunun üzerine Gazimağusa Limanına geldi ancak limandan kiralık tekne bulamadığı için tekrar Rum kesimine döndü.

9- 17 Kişilik grup 28 Mayıs akşamı KKTC makamlarınca Salamis Bay Otelinde ağırlandı.

Kıbrıs Rum kesimi yıllardır Arap ülkeleri ile yakın işbirliği içerisinde politika gütmesi ile biliniyordu.Ancak Türkiye ile İsrail arasındaki gerginliği fırsat bilen Rum Yönetimi anında politikasını değiştirdi ve İsrail’e hoş görünecek şekilde yeni bir politika belirledi.

Aslında Rum Yönetimi bu yaptığıyla dış politikada ne kadar ilkesiz ve Türkiye düşmanlığını esas alan bir yaklaşımla hareket ettiğini de gözler önüne sermiş oldu.
 
http://www.deniztv.com/HABER/22775/1/gkry-kibris-turkiye-israil.html
Kıbrıs Postası 
Kayıtlı

GoogleTagged - Etiketler

 

Benzer Konularımız

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
421 Gösterim
Son İleti 28 Kasım 2008, 22:45:04
Gönderen: Destek
6 Yanıt
1052 Gösterim
Son İleti 05 Temmuz 2010, 10:24:15
Gönderen: PROVADİ
0 Yanıt
149 Gösterim
Son İleti 17 Aralık 2010, 12:40:47
Gönderen: BARIŞ
1 Yanıt
198 Gösterim
Son İleti 24 Ocak 2011, 13:12:06
Gönderen: Aynurrr
4 Yanıt
661 Gösterim
Son İleti 15 Şubat 2011, 13:51:25
Gönderen: Sinem
5 Yanıt
389 Gösterim
Son İleti 21 Nisan 2011, 10:07:05
Gönderen: Destek
0 Yanıt
334 Gösterim
Son İleti 28 Şubat 2011, 11:13:13
Gönderen: cihanbey
3 Yanıt
298 Gösterim
Son İleti 18 Mart 2011, 14:05:17
Gönderen: Sinem
4 Yanıt
205 Gösterim
Son İleti 12 Şubat 2012, 23:44:09
Gönderen: Destek
1 Yanıt
76 Gösterim
Son İleti 03 Nisan 2012, 12:53:32
Gönderen: Destek